“En büyük önyargı burada; adım atma fikrinde.”

1.) Kızlar Sahada platformunun hikayesi nedir? Ne zaman bu platformu kurmaya karar verdiniz? Kuruluşdüşüncesinin arkasında nasıl bir felsefe yatmakta?

Seren Toprak: Ben ekibe 2019 yılında dahil oldum ama kuruluş hikayemize baktığımızda Kızlar Sahada platformunun kurucusu Melis Abacıoğlu olarak karşımıza çıkıyor. Melis Hanım bir arkadaş grubuyla otururken erkek grubu halı sahaya futbol oynamaya gidiyorlar ve o da diyor ki kız arkadaşlarına “Biz neden oynamıyoruz?”. Sonrasında “kadınlar futbol oynar mı” ve sizin ne işiniz var” gibi bir algı ile karşılaşıyorlar. Ancak Melis Hanım bu algılara kulak tıkayıp “biz de yapabiliriz” diyerek Akaretler’de bulunan bir sahada kadın arkadaş topluluğu ile bir araya geliyor ve futbol maçı yapıyorlar. Bu şekilde futbolu deneyimlemesi ve bu deneyimi sonucu kendini özgür hissetmesi üzerine 2013 yılında Kızlar Sahada’yı kuruyor.

Kadınlara yönelik turnuvalarla başlıyor ve sonraki süreçte de Kiraz Hanım gönüllü olarak platforma dahil oluyor. Bu dönemden sonra da projeler gelmeye başlıyor ve sürecin hızla ilerlemesi üzerine turnuvaların olduğu dönemde Kızlar Sahada Akademisi doğuyor. Benim geldiğim dönemde, 2019’da da Kızlar Sahada Futbol Okulları’nın pilot çalışması yapılıyordu ve biz de 9 ilde bu okulları hayata geçirdik. Aynı dönemlerde futbolcu gelişim programının da temelleri atılmıştı ve oradaki ilk işlerimize de aralarında Malatya, Ordu, Kayseri ve Samsun’un da bulunduğu 5 şehirde başladık. Bu 5 ilde 150 kadın futbolcu ile birlikte çalıştık ve ilk hedefimiz aslında sporcuların kişisel ve kariyer gelişimlerini desteklemekti. Pandeminin araya girmesi üzerine zaman yönetimi, kişisel marka yönetimi, spor fizyoterapisi, spor psikolojisi vb. birçok konuda kapsamlı online eğitimlerimize başladık. Sporda toplumsal cinsiyet eşitliği de dahil olmak üzere 1 yıl boyunca sporculara kişisel gelişimlerini destekleyecek eğitimler verdik.

Pandemi devam ederken online eğitimlerimizi 5 il ile sınırlamamaya karar verdik ve programı 2021 yılında tüm Türkiye’ye açtık. Burada da hiçbir kulüp kısıtlaması olmadan üniversite öğrencisi ya da mezunu, TFF’den lisansı bulunan kadın futbolculara yönelik bir çağrı açtık. Yine kariyer ve kişisel gelişimlerini desteklemek için staj imkanı sağladık ve mobil uygulamamıza eğitim videoları yükledik. Gönüllü eğitmen programımız ile de aylık olarak ürettiğimiz içeriklerle programımız genişlettik.

Antrenör eğitimleri ve çocuklara yaptığımız eğitimler sonrasında da alanında uzman rol modellerle çocuklarımızı bir araya getirdik. Onlara futbolcu olabilirsin ama farklı meslekleri de yapabilirsin çünkü istediğin her şeyi yapabilirsin fikrini aşılamak istedik. Aslında baktığımızda Kızlar Sahada’nın uğraştığı tüm işlerin kız çocukları üzerindeki “sen niye futbol oynuyorsun”, “ne işin var burada” algısını yıkmak üzerine kurulu olduğunu söyleyebiliriz.

2.) Kızlar Sahada kimdir, nedir ve neler yapmıştır? Bizler biliyoruz ancak takipçilerimiz de bu konuda bilgi sahibi olmak istiyorlar. Kızlar Sahada denince hangi imza işlerinizin aklımıza gelmesi gerekiyor?

Kiraz Öcal: Kızlar Sahada denilince tabi akla ilk olarak turnuvalarımızın gelmesi gerekiyor. Biz 2013 yılında kurulduğumuzda ilk olarak turnuva organize ederek başladık. Kurumsal şirketlerdeki kadın çalışanlardan oluşan takımlar sahaya çıktı. Bunun adına ‘kurumsal kategori’ dedik ve bir de ‘takımını kur gel’ kategorisini oluşturduk. Bir şirket ya da kurum adına katılmayıp, serbest, kendi arkadaşlarıyla bir araya gelmiş ve takım kurmuş insanların oluşturduğu bir grup oldu bu da. Bu gruplar genellikle daha çok futbolu seven, hayatının bir noktasında futbolla kesişmiş kişiler olarak karşımıza çıkıyor. İmza işimiz, daha doğrusu başladığımız iş olarak bundan bahsedebiliriz.

Diğer önemli işimiz Kızlar Sahada Akademi. Bunun da ilkini 2016 yılında gerçekleştirmiştik. Orada şöyle bir kurgu vardı; gönüllü öğrencilerden oluşan bir ekip, lise ve üniversite öğrencisi, dezavantajlı bölgeden bir devlet okuluyla eşleşip oradaki kız çocuklarına bir hafta süren futbol ve farklı atölyelerin bulunduğu kamplar organize ediyordu. Sonra bu akademi evrildi ve uzun vadeli bir program olan Kızlar Sahada Futbol Okulları’na dönüştü. Bu da kronolojik akışa göre söylersek üçüncü önemli işimiz diyebiliriz. Sonrasında devam eden Kızlar Sahada Futbolcu Gelişim Programı ile Gençlik Kupası turnuvalarımız da diğer önemli işlerimiz arasında yer alıyor.

3.) Kadın futbolunun ülkemizde ve dünyada bu kadar geç tarihte tanınırlık kazanmasını hangi sebeplere bağlıyorsunuz?

Kiraz Öcal: Aslında bu konuların uzun uzun konuşulacak konular olduğunu düşünüyorum. Konuyu futboldan çıkarıp toplumsal cinsiyet eşitliğinden ele alarak oraya gitmek istiyorum. Çünkü kadınların birçok alana geç girmesi fırsat eşitsizliğinden kaynaklıyor. Boston Maratonu’nda 1970’li yılların başında ilk kez bir kadın sporcu atlet olarak yer alırken futbol gibi erkeksi bir dünyada varlık gösterebilme yolculuğumuz tabi ki daha uzun sürüyor. Bu durumu insan haklarına, siyasi haklara ve ekonomik haklara erişimden ayrı tutmamak gerekiyor.

Futbol bağlamında baktığımızda bu dinamiklerin de aslında bizim için her biri kendi içerisinde ayrı savaş arenaları olarak karşımıza çıktığını görüyoruz. İş hayatında kadının var olması ve haklarını elde etmesi, vatandaşlık haklarını elde etmesi, spora katılım ve spordaki haklarını elde etmesi ile bu durum yakından ilgili gözüküyor. Tabi böyle bir durumda futbol da ikinci planda, üçüncü, beşinci hatta sonuncu planda kalan bir alana dönüşüyor.

Bu sistematik süreç şunu da etkiliyor; kadınlar bu alana girmedikçe ilgi duymuyor, ilgi duymadıkça tabana yayılmıyor ya da oynanan kişi sayısı yeterli olmuyor, böyle olunca talep olmuyor, talep olmayınca arz olmuyor, arz olmayınca bunun bir medya değeri, liginin kurulması, milli takımlar seviyesinde çalışmalar yapılması ya da kulüplerin kadın futbol şubelerini açması, markaların kadın futbol ürünlerini üretmesi, halı sahaların kadınlar tarafından kiralanması ve kadınların da orayı kullanabileceğine dair algının oturması gerçekleşme imkanı bulamıyor.  Futbol da tüm bu toplumsal ve sosyo-kültürel dinamiklerden etkileniyor ve kendimizi geride buluyoruz.

Kadın futbol tarihine baktığımızda keskin noktalar olduğunu da görüyoruz; İngiltere’de I. Dünya Savaşı sırasında erkekler askere gittiğinde birkaç yıl süreyle ligler durdurulunca o boş kalan yerlerde kadınlar bir fırsat buluyor ve kadınlar futbol oynamaya başlıyor. Birkaç yıl sonra güzel bir noktaya da geliyorlar aslında, İngiltere’de 1800’lü yılların sonunda ‘organize kadın futbolunun’ başladığını söyleyebiliyoruz. Savaş bitip erkekler döndükten sonra ise futbol kadınlara yasaklanıyor. “Siz artık ait olduğunuz yerlere, evlerinize dönebilirsiniz, saha ve sokakları erkeklere bırakın” deniyor. Tekrardan o hakları elde etmek de ayrı bir mücadele gerektiriyor.

Türkiye’deki duruma baktığımızda ise 1970’li yılların başında ilk kadın futbol takımımızın ortaya çıktığını görüyoruz. Türkiye’deki sistemin, federasyonun, kadın futboluna bakışın, orada yaşanan birtakım sorunların etkisiyle maalesef hala günümüzde kadın futbolunun Türkiye’de başlangıç seviyesinde olduğunu söylemek durumunda kalıyoruz. Halbuki başlangıcına baktığımızda 50 yıllık, yarım yüzyıllık bir sürenin geçtiğini görüyoruz. Bu da çok fazla mesafe kat edemediğimizi gösteriyor.

4.) Platformunuzun düzenlediği turnuvaları, futbol kamplarınızı, ücretsiz eğitimlerinizi yakından takip ediyoruz. Türkiye’nin birçok bölgesinde yıllardır aktif olarak faaliyet gösteriyorsunuz. Yıllar içerisinde ülkemiz genelinde çalışmalarınıza olan bakış açısında değişiklikler gözlemlediniz mi?

Kiraz Öcal: Hem birinci elden bize ulaşan taleplerden hem de artan taleplerden değişimlerini gözlemleyebiliyoruz. Bizim yaptığımız projeler, kampanyaların kitle iletişimini yapınca aldığımız geri dönüşler, kadın futbolunun görünürlüğünün artması, markaların daha fazla desteklemeye başlaması, kurumların dahil olması da aslında bizim bir noktada direkt olarak değil ama indirekt olarak bir lobi faaliyeti etkisi yarattığımızı da gösteriyor. Özellikle eşitlik adına bizim savımız hiçbir zaman endüstriyel futbol ve ticari tarafının gelişmesi gerektiğiyle ilgili olmadı. Futbola kadının katılımı ve artık orada da bize bir alanın açılması gerektiğiyle ilgili bütün çalışmalarımızı hem ulusal hem uluslararası seviyede yapıp Türkiye’de de bunu yapan tek kurum olduğumuz için etkisi olduğunu düşünüyorum.

Bu yaptığımız çalışmalar karşılık bulduğunu bize şöyle de anlatıyor; aldığımız ödüller de aslında yaptığımız işin etkisini bir şekilde onaylar nitelikte. 2019’da Türkiye Milli Olimpiyat Komitesi’nden “Fairplay” dalında tanıtım ödülü aldık, örnek veriyorum. Önceki yıl İspanya’da düzenlenen dünya futbol zirvesinde, bütün dünyaya açık bir yarışmada “Kadın Futbol İnisiyatifi” alanında finalist olduk, ilk üçe kalarak. Böyle şeyler aslında yaptığımız işin hem örtük hem de açık şekilde karşılığını bulduğunu gösteriyor ve bunun da tabii artmasını diliyoruz, daha fazla yaygınlaşması, duyulması ve gündeme gelmesini istiyoruz.

kızlar sahada röportaj

5.) Futbola kadının katılması dedik… Belki de ülkemizdeki en yaygın aktivitelerden olan hepimizin “Halı Saha” olarak bildiği ara sıra amatör futbol maçı yapma kültürünün sadece erkeklere atfedilmesi hakkında neler düşünüyorsunuz? Platformunuzca düzenlenen turnuvalar, eğitimler ve ülkemizde kadın futboluna olan ilgideki artışın etkisi “Halı Saha” kültürüne de yansıdı mı?

Kiraz Öcal: Yine şey meselesi: yumurta, tavuk gibi: “Halı sahalar mı kadınlara açık değil, kadınlar mı halı sahaları talep etmiyor?” Bir kere futbol oynayabilmek ya da futbolu branş olarak kadınların hayatlarında olması zaten ilk akla gelen şey değil, hiçbir zaman. Spor deyince daha -tırnak içerisinde söylüyorum- kendilerine yakıştırdıkları ya da toplumsal rollerde kadında yakıştırılan sporlar tercih ediliyor. Hem aileler çocuklar için böyle uygun görüyor, hem okullarda açılan branşlar, beden eğitimi öğretmenleri böyle uygun görüyor ve bu önerilere uygun sporlara yönlendiriliyor.

Ben bu işin içinde 2014’ten beri varım ve 2018’de ilk defa sahaya çıktım. Bendeki gizli, o örtük önyargıyı fark etmem bile bu işi yaparken oldu. Benim sahaya çıkmadığımla ilgili bir sorunum olmadı, bunu fark etmemişim bile. Hani ben niye futbol oynamıyorum diye hiç sormamışım kendime. Halbuki su görsek hepimiz atlarız, yüzeriz değil mi? Onu sorgulamayız. “Ben yüzmeyeyim ya. Ben dört yıldır yüzme işiyle uğraşıyorum ama dört yıldır hiç suya girmedim” demeyiz hiçbirimiz. Ama futbol öyle bir alan işte. Öyle ki onunla kendimizi özdeşleştiremiyoruz. Zaten en büyük önyargı burada; adım atma fikrinde. Turnuvalar da zaten tanıtım olarak buna hizmet ediyor. Şimdi bu böyle olduğunda bunu kıranlar, oynamak isteyen kadınlar tabii ki bir araya geliyor ve tabii ki halı sahalarda kendilerine yer açıyorlar, daha da fazla artıyor bu gün geçtikçe. Özellikle İstanbul’da, tabii ki büyük şehirlerde. Ama bir yandan da halı sahaların durumuna baktığımızda gerçekten tam da futbol tribünleri gibi erkeksi hiç “woman friendly” olmayan yerler olduklarını görüyoruz. Tuvaletler çoğu zaman stadyumlarda sadece erkekler için oluyor. Şimdi bu açıdan da baktığımızda oraların da artık müşteri profilinin değiştiğini, kadınların orayı tercih ettiğini, ona uygun bir şekilde hem güvenlik hem temizlik, hijyen ve işte fiziki altyapı neyse gerekli, onlar için birtakım iyileştirmelerin yavaş yavaş geliştiğini görüyoruz.

Bizim gittiğimiz yerlerdeki insanlar artık aşina oldular, gelen oynayanlar da, oradaki yöneticiler de, tesisi işletenler de… Orada mesela kadın-erkek soyunma odası, tuvaleti temassız, temiz vs. Gittiğinizde rahat bir şekilde orada oynayabilirsiniz ama her yer böyle değil, o yüzden bizim halı sahalarla ilgili de bir proje fikrimiz var. Halı sahaların standardizasyonunun yükseltilmesi ve artık kadın dostu yerler, spor tesisleri haline gelmesi, söylediğim anlamlarda. Güvenlik, temizlik hijyen ve erişilebilirlik anlamlarında. Hatta erişilebilirlik sadece fiziksel olarak değil ekonomik erişilebilirlik de. Çünkü kadın erkek arasındaki ekonomik gelir de uçurum.

Bir erkek haftada 300-500 lira kendi keyfine, hobisine ayırıp bir harcama yapabiliyor ama kadının böyle bir lüksü çoğu zaman olamıyor, öncelik aile ve ev dediği için. Bu durumda belki finansal anlamda da destek gösterilip indirimli ücretlerle ya da belediyelerin sahaları zaten ücretsiz, oralarda belirli saatlerin kadınların kullanımına ücretsiz olarak tahsis edilmesi, önden rezerve edilmesi dolayısıyla oynamak isteyen kadınların da gidip rezervasyonunu yaptırması yolu bu sorunu şu aşamada kolaylaştıracak, çözümüne hizmet edecek şeyler.

Talep konusunda da evet artışlar var. Çünkü turnuva öncesi mutlaka hazırlık yapmaları, en az 2-3 ay önceden düzenli antrenman yapmaları gerekiyor. Dolayısıyla halı daha kullanım oranını arttırıyor. Halı saha kültürünü ölçümlemedik, ama az önce söylediğimiz gibi gözlemlerden bunu anlıyoruz, en azından orada çalışanların üslubuna, hal tavrına biraz daha dikkat ediyor olması, sahaya giren çıkanları, küfürlü konuşanlar gibi konularda birbirlerini uyardıklarını gözlemliyoruz. Ama halı saha işletmecilerinde söyle bir davranış değişikliği yaşanmıştır gibi bir akademik çalışmamız/araştırmamız olmadı henüz.

6.) Özellikle ABD gibi erkek futbol takımlarının geri planda olduğu ülkelerde kadın futbol takımlarının ön planda olmasına rağmen, erkek futbol takımlarının spor endüstrisinin lokomotif gücü olduğu ülkemizde, kadın futbol takımlarının kıyasen geri planda olmasını hangi gerekçeye bağlıyorsunuz?

Kiraz Öcal: Evet, aynı gerekçeler. Yani ilk soruyla aşağı yukarı aynı şeyler söyleyeceğim. Yani temelde haklara erişimle başlıyor. İşe geç girdik, yıllar sonra takımlar-ligler kuruldu. 1923 yılında federasyon kuruluyor ve erkek takımı başlıyor, kadın milli takımının kurulması 1996 civarı, düşünün, 70 yıl sonra size sıra geliyor, Türkiye gibi taze tarihi olan bir ülkede bile.

Diğer sebepler, yakın zamana geldiğimizde… o kadar çok sebep var ki hangisinden başlayacağımı bilemiyorum. Yine şuradan geliyor konu; futbolun başlatılması ayrı bir konu, federasyon, ligler, milli takım seviyesi… İkinci olarak; biz kaç yaşında futbol oynamaya başlıyoruz? Türkiye’de kız çocuklarının futbola başlama yaşı ortalama 15 civarında. 15 yaşında bir spora başlanılmaz. 15 artık profesyonel olduğunuz, elit seviyenin seçimlerinin yapıldığı yaştır. 15 yaşında ayağına ilk kez top değen bir insanla 5 yaşından beri futbol oynayan insan eğitimi, geldiği seviye, futbol oynama becerisi aynı olamaz. Çünkü sunulan fırsatlar, imkanlar aynı değil. Erkek futbolu ile kadın futbolu kıyasladığınızda erkek futbolunda binlerce, on binlerce takım, her yerde amatör ligler, bölgesel amatör ligler, belediyeler, özel futbol okulları olduğunu görüyoruz. Dolayısıyla zaten dediğiniz gibi spor deyince evde de bir oğlan çocuğu varsa gönderilecek branş ilk futbol olarak geliyor akla.

Erişilebilirlik anlamında da aslında kolay olduğu için. Yüzmeye, tenise, basketbola göndermek istese aile daha çok zorlanır çünkü onlar erişilebilir veya yakın değil. Bu yüzden futbolun böyle bir gücü var. Bir de cinsiyet baskıları nedeniyle oğlan çocuklar için tercih edilen branş oluyor. Spora geç başlayınca; takımlar hayal edin sezon içerisinde yaptıkları maç sayısı, antrenman sayısı, sahip oldukları tesisler, sahip oldukları teknik kadro, hiçbirinin neredeyse sağlık sigortası yok, bir anlaşmaları yok, birinci-ikinci liglerden bahsediyorum. Belki maddi gücü olan birkaç kulüp bunu sağlıyor olabilir ama bunu genelleyemeyiz, çünkü onların arkasında belirli destekçiler var ve tabii ki de en doğal şekilde sağlık hizmeti sağlanıyor. Birçok kadın oyuncu sakatlansa kendisi ödemek zorunda, o da ailesinin bir devlet güvencesi SGK varsa. Birçoğunda bu da yok.

Böyle bir durumda o çocuğun yemesi, içmesi; bir sporcunun beslenmesi, gerektiği şekilde beslenebiliyor mu, etini, proteini büyüme çağında kondisyonu yüksek tutacak şekilde buna bakmak gerekiyor. Fiziksel ve mental sağlığın birleşmesi gerekiyor. Ama fiziksel dediğimiz sadece çıkıp koşmak ve idman/antrenman yapmak değil. Aynı zamanda o depoyu da doldurmak gerekiyor. Tüm bu imkansızlıklar içerisinde zaten ortaya çıkan futbol kalitesi, takımların imkanları, deplasmana gidip gelirken ki ekonomik koşullardan ötürü çok insani olmayan şartlarda gidilip gelinmesi günümüzdeki futbolun olduğu yerin sebebi. Sonucu da bu işte. Böyle olunca o oyunu izletecek taraftar da bulmakta zorlanıyorsunuz. Taraftar olmayınca da sponsor da işin içine çekilemiyor, çünkü marka orda destek verecekse bir kitleye erişmek istiyor. O zaman yayın anlaşmalarına da giremiyorsunuz, çünkü kaç tane kişi sizi izliyor ki sizi televizyonlar yayınlasın gibi yine döndük bir zincir ve sistem yapısına. Bu yüzden iyileştirme önerileri de düşünülürken bir yerden ilerlemenin hiç akıl karı olmayacağını düşünüyorum.

Sadece Kızlar Sahada’nın farkındalık yaratması ya da küçük çocukların erişebileceği futbol okulları açması asla yeterli değil. Bu çok büyük bir problem, 40 milyon kişiyi ilgilendiriyor. Dünyanın yarısı, Türkiye’nin nüfusunun yarısı futbolla ilgileniyor. Kadın nüfusun da yarısı olduğunda baktığınızda bizim asla yeterli olabileceğimiz bir çözüm yeterli olmayacaktır bu sorunu çözemeye. Burada sadece federasyon da yeterli olamayacaktır. Çünkü spor temel haklara erişimden bir tanesi; spor, sağlık ve eğitim.

Sağlık ve eğitimde olduğu gibi sporun da erişilebilir olması gerektiği için bunu kamu düzeyinde yayınlaşıp müfredatın içerisinde olması, sistematik iyileştirmenin yapılıyor olması gerekiyor. Sonra kulüpler, federasyonlar, sivil toplum, belediyeler dahil edilebilir.

-Aslında okullarda velilerin de belki bilinçli yönlendirmesiyle çocukların küçük yaşta futbola yönlendirilmesi mümkün olabilir. Çünkü zaten çocuk başlaması gereken yaşta farkında olmayacak, bilgisi dahilinde olmayacak. Yine iş bizlere düşüyor, onları ilerletmek konusunda.

Kiraz Öcal: Yönlendirebiliriz, yönlendiriyoruz da. Bir-iki sene sonra çocuk bir sonraki adımı soruyor. “Tamam, futbola başladım da benim kariyerim nasıl devam edecek?” Biz ona hiç boşluk vermeden o yolculuğu tamamlayabileceği bir sistem sunmalıyız.

Tamam, çocuğum, sen ilk okulda başladın, devam ediyorsun, iyi oldun, antrenman sayını arttırdık, orta okulda artık profesyonel hazırlığa geçtin, lise başlarken A takımına girdin… Peki biz bu imkanı verebiliyor muyuz? Çocuk başladı ama oynayabileceği kulüp var mı, düzenli maça çıkacağı, düzenli antrenman yapacağı yani ön yargıyı kırarken çözümü de sahada sunmak gerekiyor, şu anda diğer önemli konulardan biri de çocukların oynayacak yer bulamıyor olması.

7.) Kadın futbolcular ve erkek futbolcular bakımından ücret eşitliğinin veya hakkaniyetli ücretlerin sağlandığını düşünüyor musunuz? Eşitsizlik olduğunu düşünüyorsanız, bu durumu sosyo- kültürelsebeplere mi yoksa ekonomik sebeplere mi bağlıyorsunuz? (ör. kadına ve kadın futbolcuya bakışla mı ilgili yoksa bu alandan sponsorluk ve reklam geliri elde edilemeyeceği düşüncesiyle mi ilgili)

Kiraz Öcal: Bu soruya şuradan cevap vererek başlayayım; gerçekten eşitlik konuşacaksak ve eşitlik düzleminde elma ile elmayı kıyaslayacaksak, bir kere elma ile elmayı kıyaslıyor olmamız gerekiyor. Türkiye’de kadın-erkek futbolunda konu burada değil. O yüzden ABD’den örnek vereceğim. Çünkü dediğimiz gibi bu iş sadece Türkiye’nin sorunu değil. Maalesef hala en gelişmiş ülkelerde bile bu sorun var ve sadece futbolda da değil. Yani birkaç yıl öncesine kadar Wimbledon’da, İngiltere’de şampiyonların aldığı maddi ödül oranı farklıydı. Çok yakın bir zaman kadar böyleydi, sonradan eşitlediler. Wimbledon’dan bahsediyoruz, medya ve reklam gücünden ve kendi alanında dünyadaki dört büyük yarışmadan bir tanesi.

Sporun diğer branşlarındaki eşitsizliklerle de bağlantılı, sadece futboldan konuşarak bunu ele alamayız. ABD’de futbol üzerinde profesyonel statüleri kadın- erkek. Kulüp üzerinde inceleyemeyiz, çünkü serbest piyasa. Orada kim daha fazla kazanır, kime daha çok para ödenir bu biraz daha özel sektörde olduğu gibi ele alınır. Ama bizim standardizasyon arayacağımız yer tabii ki kamu ve milli takımların olduğu yerlerdir. Çünkü burada eşitlik ölçülebilir, haklara belirli anlaşmalar çerçevesinde erişiyorlar. Başarı mı, sponsorluk mu, izleyici mi yoksa sadece kültür mü dediğimizde aslında konunun başarı, izleyici, sponsorluk desteği olmadığını; yine toplumsal cinsiyet eşitsizliğine dayalı bir ayrım sebebiyle ABD’de kadın futbolcuların milli takım ödülleri, bonus ve prim sistemleri erkeklerinkinin çok çok altında olduğunu görüyoruz. Kıyasladığınızda kadın takımı dünya, olimpiyat şampiyonlukları aldılar ve erkeklerde hiç böyle bir şey yok. Başarıysa başarı, izleyiciyse izleyici… Halen neden eşit olmuyor? Bir grup bir tur atlıyor, aldığı prim bu insanların dünya şampiyonu olduğundan daha fazla.

8.) Kadın futbolcuların erkek futbolcularla denk ücret almaları konusunda son olarak ABD FutbolFederasyonu ile ABD Kadın Milli Takım oyuncuları arasında sağlanan uzlaşma konusundaki düşünceleriniz nedir? İlerleyen dönemlerde ülkemiz yüksek yargı makamlarının bu şekilde bir kararvermesini olası görüyor musunuz?

Kiraz Öcal: Sorunun zaten alt yapısını anlatmış olduk. Bu konudaki düşüncem şu, yine geç kazanılmış, çoktan hak edilmiş ama geç teslim alınmış bir hak olarak burada da karşımıza çıkıyor. Çok saçma, 2022 yılında bu kadar rüştünü ispatlamış bir grubun bile eşit ücret almak için kendi hükümetini dava ediyor olması gerçekten içler acısı bir durum. Oradaki hiçbir yönetici bu yerden bakmıyor mu, eşit haklardan, çalışan-ücret eşitliğinin bakmıyor mu ki şimdiye kadar düzeltilmemiş. İnsanlar yıllarca talep ediyor, duyulmuyor bir de üstüne dava açmak zorunda kalıyorlar. Bu tabii ki çok kötü ama sonucu iyi. En azından kazanıldı ve olması gereken şey geç de olsa bu kadar çok mücadele gerektirse de yerine oturtuldu  ve iyi bir örnek oldu. Bunun etkilerinin tabii ki olumlu olacağına eminim. Bu arada milli takım seviyesinde ücret eşitliğine ABD’den önce geçen çok fazla var zaten. ABD daha görünüyor olduğu için daha fazla farkındalık yaratıyor.

Bence etkisi olumlu olacak. Türkiye konusuna bakarsak; Türkiye’deki kadın ve erkek futbolunun statüsü farklı. Birisi amatör birisi profesyonel seviye. Böyle olunca zaten amatör statüye baktığınızda burada kazanç odaklı bir oluşumdan bahsedilmiyor, o yüzden de zaten onları kıyaslayamıyoruz.

9.) Erkek sporcular ve kadın sporcular ayırt edilmeksizin, sporcuların yasal haklarına ne düzeyde hakim olduğunu düşünüyorsunuz? Yeni gelişen bir alan olan kadın futbolunda, kadın futbolcular ve sporkulüplerinin hukuki bilgi düzeyleri hakkındaki düşünceleriniz nelerdir? Spor ve sporculara ilişkin hukukimeseleler menajerlere mi bırakılmış durumda?

Kiraz Öcal: Bir kere Türkiye’de spor hukuku var mı bunu sormak istiyorum ben size. Olmadığını düşünüyorum çünkü.

Biz de olması gereken kapsamda bir spor hukuku alanının olmadığını düşünüyoruz. Çünkü hukuk dediğimiz şey her ne kadar uygulamada realitesi ortaya çıkan bir şey olsa da sadece kurallardan ibaret olmayan ve eşitlik gibi birçok fikrin de yansıtılarak anlamına kavuşturulabileceği bir alan. Sporcu sözleşmelerinin ve taraftarların hakaret davalarını kapsamının ötesine geçmesi ve böyle algılanması gerektiğini düşünüyoruz.

Kiraz Öcal: Spor hukuku yok Türkiye’de. Olmayan spor hukukunu da kimsenin bilecek durumu yok maalesef. Bir kere bu boşluğun doldurulması gerekiyor. Emsal kararlarla ya da buradaki madde buraya uyarlanır mı, uyarlarsak sorunu çözer mi gibi bir yol yöntemle sorunlar irdeleniyor. Biraz da yakından takip etmeye çalışıyorum her ne kadar alanım dışında olsa da. Federasyonda yaşanan olayları, hukuki boyutlarını takip etmeye çalışıyorum. Zaten kendi içerisinde bu alanın temellendirip bir standarda kavuşturulması gerekiyor, burada sizlere de çok iş düşüyor tabii. Spor dünyasına da çok iş düşüyor. Böyle olunca zaten hakkından hukukundan vatandaş olarak ne kadar haberdarız ki sporcu olarak haberdar olalım.

Av. Cemre Belçim GÖLBAŞI

Selinsu KÜLÜK

LEGUM SPORTS PLATFORMU