Ülkemizde milyar dolarlık hacimlere ulaşan spor camiasında uzun bir süredir dağınık ve çelişkiler barındıran; talimatlar ve yönetmelikler ile yürütülmeye çalışılan hukuki düzen, yoğun eleştiriler ve piyasa şartlarının da zorlaması ile çözüm hususunda odaklanmış ve neticede 7405 sayılı Spor Kulüpleri ve Spor Federasyonları Kanunu[i] (“Kanun”) yürürlüğe girmiştir. Bu vesile ile, geçmişte en acımasız biçimde eleştirilen dağınık mevzuata, tek başına eleştirilere muhatap kılınan bağımsız bir hukuki metin eklenmiştir.

Kanun ile birlikte, amaç kısmında da açık bir biçimde ifade edildiği üzere, spor kulüpleri ve spor anonim şirketlerinin sponsorluk gelirlerinin artırılması, marka değerinin yükseltilmesi, Financial Fair Play (FFP) düzenlemeleri ile uyumun sağlanması, Anayasa Mahkemesi ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararları doğrultusunda mevzuatın gözden geçirilmesi, kurumsal yönetim ilkeleri kapsamında mali ve idari denetimin sıkılaştırılması ve spor kulüpleri ile spor anonim şirketlerinin bu yolla mali disipline kavuşturularak içinde bulundukları ekonomik darboğazdan çıkarılması amaçlanmıştır. Bu amaç doğrultusunda, hukukumuzda daha evvel mevcut bulunan “Spor Anonim Şirketi” hususu da münferit bir normatif düzenlemede kendisine yer bulmuştur.

Bu yazıda Spor Kulüpleri ve Spor Federasyonları Kanunu kapsamında spor anonim şirketleri incelenmiştir.

Spor Anonim Şirketi ile Amaçlanan Nedir?

Spor anonim şirketleri, Kanundan evvel de hukukumuzda yer alan bir fenomen olmakla birlikte, esas itibariyle, spor kulüplerinin hâkim ortağı olduğu anonim şirketlerin 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (“TTK”) uyarınca kurulduktan sonra Gençlik ve Spor Bakanlığı (“Bakanlık) tescili ile “spor anonim şirketi” sıfatını kazanmasını ifade eden bir olgudur. Spor anonim şirketleri işbu Kanun ile hukukumuza girmemiş; aksine, Fenerbahçe Futbol AŞ. ve Galatasaray Sportif AŞ. ve benzeri birçok spor anonim şirketi, spor kulüpleri ortaklık yapısına bağlı ve bağımlı olarak faaliyet sürdürmüştür.

Kanunun amaç bölümünde, sportif faaliyetlerin bir anonim şirket tüzel kişiliği çatısı altında ifa edilmesinin ve TTK uyarınca getirilen düzenlemelerin spor faaliyetlerine zerk edilmesinin, kurumsallaşma, kulüplerin marka değerini artırma ve mali disiplini teşvik ederek sporun paydaşlarının daha rahat mali kaynaklara ulaşmasını tesis edeceği öngörülmüştür.

Spor kulüplerimizin yoğun bir biçimde yaşadığı gelir-gider dengesizliğinin çözümü bakımından bu adımın ne derece katkı sunacağı tartışmalı olsa da kanaatimize göre dernek statüsünün ortadan kaldırılması ve spor kulübü ile spor anonim şirketi gibi salt spora endeksli özel hukuk tüzel kişilerinin hukukumuza kazandırılmış olması olumlu gelişmelerdir.

Spor Anonim Şirketinin Kuruluşu ve İşleyişi

Spor anonim şirketinin kurulması için öncelikle TTK uyarınca kurulmuş ve tescil edilmiş bir anonim şirketin varlığı ön koşul olarak aranmakta ve bu şirketlerin başvurmaları halinde 30 gün içerisinde Bakanlık tarafından tescili halinde spor anonim şirketi sıfatını kazanmaları öngörülmektedir. Hissedarlık yapısı itibariyle, spor kulüplerinin belirli bir spor dalına ilişkin aktif ve pasif varlıklarını bir bütün olarak, bir spor anonim şirketine sermaye olarak koyabileceği veya devredebileceği ifade edilmiştir. Spor anonim şirketleri ortaklarından yalnızca spor kulübüne isabet eden paylara TTK m. 195 uyarınca imtiyaz tanınabileceği; diğer pay veya pay gruplarına, azınlığa herhangi ad altında imtiyaz tanınamayacağı kabul edilmiştir.

Spor anonim şirketlerinin, Kanun m. 14/5 uyarınca, faaliyette bulunacakları spor dalını ilgili spor federasyonuna tescil ettirmek zorunda oldukları; faaliyette bulunmayı taahhüt ettikleri spor dalı faaliyetlerine izinsiz ve mazeretsiz olarak üst üste 3 yıl katılmayan spor anonim şirketlerinin, bu spor dallarına ilişkin tescillerinin ilgili spor federasyonu tarafından iptal edileceği düzenlenmiştir. Yine, Kanun m. 15/3 doğrultusunda, spor anonim şirketlerinin bir spor kulübü ile bağlantılı olması durumunda paylarının nama yazılı olmasının zorunlu olduğu düzenlenmiştir.

Bu noktada önem arz eden bir husus, spor anonim şirketlerinin kuruluşu ve devamındaki sermaye tutarına ilişkindir. Kanun uyarınca spor anonim şirketlerinin kuruluşu bakımından herhangi bir asgari sermaye şartı belirtilmemiş; aksine asgari sermaye hususunun, Kanun m. 14/4 uyarınca, 1 milyon TL’den az olmamak üzere spor federasyonları tarafından tanzim edilebileceğinin ifade edilmesiyle yetinilmiştir. Kanunun yayımlanarak yürürlüğe girmesini müteakiben Bakanlık tarafından önce Spor Kulüpleri ve Spor Anonim Şirketleri Tescil Yönetmeliği[ii] (“Yönetmelik”), devamında ise Spor Anonim Şirketlerinin Esas Sözleşmesinin Asgari İçeriği, Ortaklık Yapısı, Pay Sahipliği, Sermayesi ve Organlarına İlişkin Usul ve Esaslar Tebliği[iii] (“Tebliğ”) yayımlanarak yürürlüğe girmiştir.

Bahsi geçen Tebliğ m. 8 uyarınca, spor anonim şirketlerinin asgari sermayesinin 1 milyon TL’den az olamayacağı düzenlenmiştir. Federasyonlar tarafından potansiyel olarak getirilebilecek ve alt liglerde spor anonim şirketlerini varlıklı ve sektörden uzak iş adamlarına mahkûm edebilecek fahiş sermaye şartları tarafımızca eleştirilirken; bunun yanında mevcut ekonomik koşullarda 1 milyon TL’lik asgari sermaye şartının yeterli olduğunu belirtmek mümkün olmayacaktır.

Her geçen gün büyüyen spor endüstrisinin ekonomik hacmi göz önüne alındığında, asgari 1 milyon TL’lik sermaye şartının güven sağladığı ve mali istikrara katkı sunacağından söz etmek ne yazık ki güçtür. Spor anonim şirketi kurulmasını mali olarak güçleştirmenin amatör yapılanmalar ve dar bütçeli spor paydaşları yönünden bir giriş engeli oluşturacağı aşikâr ise de asgari sermayenin kıyasen düşük tutulmasının getireceği güvensizlik durumunun spora ve sporcuya daha büyük zararlar verebileceği değerlendirilmelidir.

Daha evvel Kanun m. 15/5’te düzenlendiği gibi, Yönetmelik m. 19/6 ve Tebliğ m. 9/8 uyarınca, bir gerçek veya tüzel kişinin, aynı ligde yer alan birden fazla spor kulübünde veya spor anonim şirketinde doğrudan veya dolaylı hakimiyet sahibi olamayacağı düzenlenmektedir. Daha evvel 2017 yılında Ankaraspor Kulübü hakkında Türkiye Futbol Federasyonu (“TFF”) Profesyonel Futbol Disiplin Kurulu tarafından verilen ligden düşürme kararına konu olan ve TFF Statüsü, TFF Futbol Kulüpleri Tescil Talimatı ve TFF Futbol Disiplin Talimatında düzenlenen işbu durumun soyutlaştırılarak kanuni düzenleme içerisinde yer almış olması, kanaatimize göre olumlu ve spor müsabakalarının dürüstlüğü yönünden katkı sunan bir durum olmuştur.

Mali ve Cezai Düzenlemeler

Kanun teklifinin TBMM Milli Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor Komisyonu’nda kabulü ile TBMM Genel Kurulu’na gelişi arasında geçen süreçte başlayan ve halihazırda devam eden tartışmaların odağında bulunan spor kulübü ve spor anonim şirketi yöneticilerinin mali, hukuki ve cezai sorumluluğu konusu, halihazırda çözüme kavuşturulamamış olup spor camiasında kaygıyla karşılanmış düzenlemeleri barındırmaktadır.

Her ne kadar tümü ile hatalı bir biçimde basında “spor kulübü ve spor anonim şirketi yöneticilerinin kulüplerin her türlü borcundan sorumlu tutulacağı” şeklinde yer bulmuş ise de söz konusu düzenlemelerin sakıncalı yönleri bulunduğunu kabul etmek hatalı olmayacaktır. Mali ve cezai hükümlerin başlı başına münferit bir çalışmaya konu olması daha doğru olacak ise de “spor anonim şirketleri” konulu işbu yazı kapsamında, spor anonim şirketi başkan ve yöneticilerinin mali ve cezai sorumluluklarından kısaca söz etmemek kayda değer bir eksiklik olacaktır.

Özetlemek gerekir ise, Kanun m. 20/4 ile birlikte, spor anonim şirketlerinin, yönetim kurulunun yetkisi kapsamında, en fazla, önceki hesap döneminde gerçekleşen brüt gelirlerinin %25’ini temlik edebileceği; genel kurul kararıyla, yönetim kurulunun görev süresi içerisinde kalmak kaydıyla sınırsız temlik yetkisi verilebileceği belirtilmiş; Kanun m. 20/5 uyarınca, spor anonim şirketlerinin önceki yıl brüt gelirlerinin en fazla %10’u oranında borçlanabilecekleri; spor anonim şirketlerinde temsil edilen sermaye oranı dikkate alınarak 2/3’ünün olumlu oyu ile %50’ye kadar ek bütçe verilebileceği; önceki dönem brüt gelir fazlası veren spor anonim şirketlerinin bu oranlara ek brüt gelir fazlası kadar ek bütçeye sahip olacağı düzenlenmiştir.

Yine Kanun m. 20/9 kapsamında, Hazine ve Maliye Bakanlığı tarafından 213 sayılı Vergi Usul Kanunu uyarınca belirlenecek parasal sınırları (bugün için 7.000,00.-TL) aşan miktarların bankalar, finansal kuruluşlar veya PTT aracılığıyla yapılması zorunluluğu getirildiği göze çarpmıştır. Son olarak ve en önemlisi ise, basında “denk bütçe şartı” olarak kendisine yer bulduğu üzere, 26/04/2032 tarihinden itibaren etkili olmak üzere, spor anonim şirketlerinin, sporculara, spor kulüplerine, spor anonim şirketlerine, kamu kurumlarına, vergi dairelerine vergi, sigorta ve benzeri borçlarının bulunmamasının esas olduğu düzenlenmiştir.

Bahsi geçen düzenlemelerin spor anonim şirketi tarafından ihlâl edilmesi durumunda, kusur gerekmeksizin, spor anonim şirketi yöneticilerinin sorumlu tutulacakları; meydana gelen zararın oluşmaması için gerekli özeni gösterdiklerini ispat etmeleri durumunda zarardan sorumlu tutulamayacakları düzenlenmiştir. Bu noktada, kanaatimize göre, mali dengenin sağlanması ve gelir-gider dengesinde istikrarın tesisi yönünden, sorumluluktan uzak bir yöneticilik ve başkanlık makamından ziyade, şartlı-sorumlu spor anonim şirketi yöneticilerinin mevcudiyetinin daha faydalı olacağı açıktır. Bunun aksine, işbu yazının ilerleyen bölümlerinde aktarılacak cezai hükümler yönünden aynısını belirtmek mümkün olmayacaktır.

Kanun m. 47 ve devamında yer alan cezai hükümler, sporun teşviki amacıyla kanunlaştırıldığı belirtilen Kanun’un dilini ve çehresini tümü ile değiştirmiş ve spor anonim şirketi yöneticiliğini adeta ateşten bir gömlek haline getirmiştir. Özet niteliğinde, yukarıda sayılan mali koşulların yerine getirilmemesi veyahut ihlâli durumunda uygulama alanı bulacak cezai düzenlemelerde, hemen her mali yükümlülüğün ihlâlinde spor anonim şirketi yöneticileri yönünden hapis cezası, adli para cezası veya idari para cezası öngörülmüştür.

Bahsi geçen cezai hükümlerin ölçülü olduğundan söz etmek, kanaatimize göre mümkün değildir. Misal olarak Kanun m. 20/9 uyarınca, belirli tutarlardaki ödemelerin PTT veya bankalar kanalıyla yapılmaması durumunda, spor anonim şirketi başkanı ve yöneticileri hakkında Kanun m. 47/2 uyarınca yüz günden beş yüz güne kadar adli para cezası uygulanabileceğinin düzenlenmiş olması, kanaatimize göre spor faaliyetlerini düzenleme saikinden uzaklaşarak cezalandırıcı niteliği haizdir. Bu yönüyle Kanunun spor faaliyetlerini teşvik ettiği ve uluslararası düzeyde ulusal spor kulübü ve spor anonim şirketlerini yatırıma, sponsorluğa ve sair teşvike açık hale getirdiğini söylemek mümkün olmayacaktır.

Sonuç

Kanun ve beraberinde düzenlenen Yönetmelik ile Tebliğ ile birlikte, spor faaliyetlerinin en temel unsuru olan spor kulübü ve spor anonim şirketlerinin normatif pozisyonu netleştirilerek, spor faaliyetlerinin dünyaya tanıtılması, kurumsallaşması ve sponsorluk ile diğer çeşitli yatırımlar yoluyla mali gelir-gider dengesinin sürdürülebilir bir hale gelmesi amaçlanmıştır. Sayılan düzenlemelerin esas itibariyle, bu amaç doğrultusunda faydalı olduğu açık olmakla birlikte yeterli olduğunu söylemek imkân dahilinde olmayacaktır.

Ülkemizde spor faaliyetlerini yürüten spor anonim şirketlerinin yasal durumunun statü ve talimatlardan alınarak münferit bir kanuna yerleştirilmiş olması faydalı olmuştur. Bunun yanı sıra, spor anonim şirketleri yönünden getirilen düzenlemeler ile, spor anonim şirketi başkan ve yöneticilerinin gerçekleştirdiği veya gerçekleştirebileceği mevzuata aykırı fiiller nedeniyle sorumsuz olduğu eski dönemin terk edilmiş olması, mali istikrar bakımından faydalı olmuştur.

Buna karşılık, spor anonim şirketleri bakımından getirilen asgari sermaye şartının yetersizliği ve spor federasyonlarına bu hususta getirilen ucu açık asgari sermaye belirleme yetkisi, her iki düzenleme birlikte değerlendirildiğinde orantısız ve belirsiz olmuştur. Spor anonim şirketi yöneticilerinin hukuki sorumluluğuna ilişkin düzenlemeler eleştiriye açık olmakla birlikte, cezai hükümlerin ise, kanaatimize göre, uygulanması, mevcut şartlarda olası değildir.

Sonuç itibariyle, spor faaliyetleri ve onları yürüten spor anonim şirketlerinin mali sorunlar yaşamasındaki bir neden idari ve mali denetim eksikliği ise, diğer bir neden de federasyonlar ve onların karar organları tarafından verilen kararlar ve yönetim biçimleri olduğundan, Kanun ve beraberindeki tali düzenlemelerin tek başına spor faaliyetlerinin mali istikrara kavuşması bakımından yeterli olmayacağı tarafımızca değerlendirilmektedir.

Av. Adar UÇAR

Kurucu Ortak

 

[i] 7405 sayılı Spor Kulüpleri ve Spor Federasyonları Kanunu, 22/04/2022 tarihinde TBMM Genel Kurulu’nda kabul edilmiş ve 26/04/2022 tarih ve 31821 sayılı Resmî Gazetede yayımlanarak yürürlüğe girmiştir.

[ii] Spor Kulüpleri ve Spor Anonim Şirketleri Tescil Yönetmeliği 08/07/2022 tarih ve 31890 sayılı Resmî Gazetede yayımlanarak yürürlüğe girmiştir.

[iii] Spor Anonim Şirketlerinin Esas Sözleşmesinin Asgari İçeriği, Ortaklık Yapısı, Pay Sahipliği, Sermayesi ve Organlarına İlişkin Usul ve Esaslar Tebliği 26/07/2022 tarih ve 31904 sayılı Resmî Gazetede yayımlanarak yürürlüğe girmiştir.