6222 sayılı Sporda Şiddet ve Düzensizliğin Önlenmesine Dair Kanun 14/04/2011 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Kanunun amacı 1’inci maddesinde “müsabaka öncesinde, esnasında veya sonrasında spor alanları ile bunların çevresinde, taraftarların sürekli veya geçici olarak gruplar halinde bulundukları yerlerde veya müsabakanın yapılacağı yere gidiş ve geliş güzergâhlarında şiddet ve düzensizliğin önlenmesidir.” şeklinde düzenlenmiştir. Seyirden yasaklanma, bu kanunun amacı doğrultusunda, spor müsabakalarının huzurlu ve güvenli bir ortamda gerçekleştirilmesini sağlamak üzere öngörülen bir tedbirdir. Yazımızda bu tedbirin özellikleri ve uygulanması incelenecektir.

Seyirden Yasaklanma Tedbiri

Seyirden yasaklanma tedbirinden ne anlaşılması gerektiği kanun kapsamında açıkça düzenlenmektedir. Seyirden yasaklanma ilgili hükümde: “Seyirden yasaklanma ibaresinden kişinin müsabakaları ve antrenmanları izlemek amacıyla müsabaka, antrenman ve seyir alanlarına girişinin yasaklanması anlaşılır.” şeklinde tanımlanmıştır. Seyirden yasaklanma tedbirinin infazı, hükmün kesinleşmesi ile başlamakta ve cezanın infazı tamamlanmadıktan sonra bir yıl geçmesiyle sonra ermektedir. Bununla birlikte, seyirden yasaklanma tedbirine ceza verilmesine yer olmadığı kararı ile birlikte hükmedilmesi halinde, hükmün kesinleştiği tarihten itibaren bir yıl geçmesiyle tedbirin uygulanmasına son verilmektedir.

Kanunun 18’inci maddesinde; kişinin, bu kanunda tanımlanan veya yollamada bulunulan ilgili kanunlardaki suçlardan dolayı mahkemece kurulan hükümde, hakkında güvenlik tedbiri olarak spor müsabakalarını seyirden yasaklanmasına karar verileceği hükme bağlanmıştır.

Örnek vermek gerekirse: İlgili kanunun 15’inci maddesi, seyircilerin, usulsüz olarak müsabaka ve seyir alanlarına giriş yapmasını suç olarak tanımlamış ve bu kişilerin elli günden az olmamak üzere adli para cezası ile cezalandırılacağını hükme bağlamıştır. Bu hüküm doğrultusunda usulsüz olarak müsabaka ve seyir alanına giren kişi, hem kanunda öngörülen cezai yaptırım ile karşı karşıya kalacak hem de hakkında seyirden yasaklanma tedbiri uygulanacaktır.

Diğer yandan, kanunun 18’inci maddesinin ikinci fıkrasında yer alan düzenlemeye göre, seyirden yasaklanma tedbiri, taraftar gruplarınca spor alanlarının dışında işlenen kasten yaralama, hakaret veya tehdit içeren tezahürat ve mala zarar verme suçları bakımından da uygulama alanı bulmakta ve bu kişiler işledikleri fiillere göre Türk Ceza Kanunu’nun ilgili hükümleri doğrultusunda cezalandırılarak haklarında seyirden yasaklanma tedbirine hükmolunmaktadır.

Seyirden Yasaklanma Tedbirinin Uygulanması

Bir kişi hakkında, kanun kapsamında yer alan suçlardan dolayı soruşturma başlatılması halinde seyirden yasaklanma tedbiri derhal uygulamaya konulacaktır. Soruşturma evresinde Cumhuriyet savcısı, kovuşturma evresinde ise mahkeme tarafından bu tedbirin kaldırılmasına karar verilebilmektedir. Yapılan soruşturma sonucunda kovuşturmaya yer olmadığı kararı verilmesi veya kovuşturma neticesinde sanık hakkında beraat veya düşme kararına hükmedilmesi halinde uygulanan seyirden yasaklanma tedbirinin derhal kaldırılacağı da hükme bağlanmıştır.

Diğer yandan, soruşturma evresinde, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verilmesi; kovuşturma evresinde ise hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına, hapis cezası yerine seçenek yaptırım olarak tedbire veya hapis cezasının ertelenmesine karar verilmesi halinde, kararın kesinleştiği tarihten itibaren; ön ödeme halinde ise, ön ödemede bulunulduğu tarihten itibaren, bir yıl süreyle seyirden yasaklama tedbirinin uygulanmasına devam edileceği açıkça hükme bağlanmıştır.

6222 sayılı kanun uyarınca hakkında seyirden yasaklanma tedbiri uygulanan kişinin yükümlülüğü 18’inci maddenin sekizinci fıkrasında belirtilmiştir. Bu doğrultuda, hakkında seyirden yasaklanma tedbiri uygulanan kişi; yasaklama kararının sebebini oluşturan fiilin işlendiği müsabakanın tarafı olan ve taraftarı olduğu takımın katıldığı spor müsabakalarının yapılacağı gün, yurt içinde bulunduğu takdirde, müsabakanın başlangıç saatinde ve bundan bir saat sonra bulunduğu yere en yakın genel kolluk birimine başvurmakla yükümlü tutulmuştur.

Seyirden Yasaklanma Tedbirinin İhlali

Bu konuda yaşanan sorunlardan biri de hakkında seyirden yasaklanma tedbiri uygulanan kişilerin kolluk birimine başvurma yükümlülüğüne aykırı davranması halinde ortaya çıkmaktadır. Kanun, bu yükümlülüğe aykırı hareket edilmesi hali için bir yaptırım öngörerek; bu kişilerin her bir müsabaka için yirmi beş günden az olmamak üzere adli para cezası ile cezalandırılacağını hükme bağlamıştır.

Görüleceği üzere, hakkında seyirden yasaklanma tedbiri uygulanan kişinin tabi olduğu yükümlülüğünü ihlal etmesi hali de kanunda suç olarak kabul edilmiştir. Kolluğa başvurma yükümlülüğünün birden fazla kez ihlalinin konu edildiği olayla ilgili Yargıtay 19. Ceza Dairesi 24.10.2016 tarih 2016/13026 E. 2016/21692 K. Sayılı kararında “sanığın eylemleri arasında hukuki bir kesinti olmadığı gözetilmeksizin, hakkında 5237 sayılı Kanun’un 43/1. maddesinin uygulanması gerekirken, sanığın belirtilen tarihlerde kolluk birimine başvurmama şeklinde gerçekleşen her bir eylemi ayrı suç kabul edilerek 6 kez cezalandırılmasına karar verilmesinde isabet görülmediği gerekçesiyle, 6222 sayılı Sporda Şiddet ve Düzensizliğin Önlenmesine Dair Kanun’un 18/9. maddesi gereğince 25 gün adli para cezasıyla cezalandırılmasına, tayin olunan cezanın 5237 sayılı TCK’nın 43/1. maddesi uyarınca 1/4 oranında arttırılması suretiyle 31 gün adli para cezasıyla cezalandırılmasına..” ibarelerine yer vererek, seyirden yasaklanma tedbiri uyarınca kolluğa başvurma yükümlülüğünün birden fazla ihlali halinde zincirleme suç kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini vurgulamıştır.

Bu doğrultuda şu hususun da açıklığa kavuşturulması gerekmektedir: Hakkında seyirden yasaklanma tedbiri uygulanan kişinin, bu tedbiri ihlali halinde 6222 sayılı kanun kapsamında bir suç işlenmiş olacağından, bu kişi hakkında yeniden bir seyirden yasaklanma tedbirine hükmolunup olunmayacağı tartışma konusudur.

Bu konudaki tereddüt Yargıtay’ın yerleşik içtihatları ışığında giderilmiştir. Şöyle ki; Yargıtay 19. Ceza Dairesi’nin 03.12.2019 tarihinde vermiş olduğu 2019/31145 E., 2019/14931 K. Sayılı kararında “6222 sayılı Kanun’da, güvenlik tedbiri niteliğindeki spor müsabakalarını seyirden yasaklanma kararının uygulanabilirliği kapsamında belirli bir süre ile sınırlı olmak kaydıyla kişinin yükümlülük altına alındığı, bu yükümlülüklere uyulmadığı takdirde ise bu Kanun’un 18/9. maddesinde tanımlanan suçun gündeme geleceği, bir başka suçun işlenmesi ve yükümlülüklere uygun davranmama halinde uygulama alanı bulan bu suçtan dolayı mahkemece kurulan hüküm ile birlikte ek olarak güvenlik tedbiri olarak spor müsabakalarını seyirden yasaklanmasına karar verilmesi halinde, anılan maddenin düzenleniş amacından uzaklaşılmış olacağı ve bu durum infazda da tereddütlere neden olacağı, bu itibarla sanığın ceza mahkumiyetine karar verilmesi ile yetinilmesi gerekirken, ayrıca güvenlik tedbiri olarak spor müsabakalarını seyirden yasaklanmasına da karar verilmesi, kanuna aykırı olup…” şeklinde hüküm kurarak, kolluk birimine başvuru yükümlülüğünü ihlal sebebiyle cezalandırılan kişi hakkında bu suça dayalı olarak seyirden yasaklanma tedbirine karar verilemeyeceği ifade edilmiştir. Yine Yargıtay 19. Ceza Dairesi tarafından verilen 2019/31093 E., 2019/13808 K. sayılı bir başka kararda da aynı husus yeniden vurgulanmıştır.

Sonuç

6222 sayılı kanun ile ülkemizde gerçekleştirilen spor müsabakalarının şiddet eylemlerinden uzak bir şekilde gerçekleştirilmesi ve sporseverlerin, güvenli bir ortamda müsabakaları izleyebilmesi amaçlanmıştır. Bu doğrultuda; sporda şiddet ve düzensizlik eylemlerinin tekrarlanmaması adına caydırıcı bir nitelik taşıyan seyirden yasaklanma tedbiri, sportif faaliyetlerde kamu güvenliğini sağlama noktasında önem taşımaktır. Seyirden yasaklanma tedbirinin infazı için öngörülen bir yıllık sürelerinin, ikinci kez seyirden yasaklanma yaptırımına karar verildiğinde takdirde üç yıl; üçüncü kez seyirden yasaklanma yaptırımına karar verildiği takdirde ise beş yıl olarak ağırlaştırılmış haliyle uygulanacağı unutulmamalıdır.

Av. Zeliha GÖKTAŞ