Ayrımcılık, birçok alanda olduğu gibi spor organizasyonlarında da sıklıkla karşılaşılan bir durumdur. Sporda yapılan ayrımcılık, sporun önüne geçmekte ve toplumsal olumsuz sonuçlarının yıllarca devam etmesine neden olmaktadır. Halbuki sporda ayrımcılık; spor organizasyonlarının yapılmasının bireysel ve toplumsal amaçlarına ters düşmektedir. Ayrımcılığın spora ve dünya derbilerine yansımasına ilişkin bu yazıda ayrıca Türkiye’deki hukuk sisteminde sporda ayrımcılığın önlenmesine ilişkin düzenlemelere de yer verilmiştir.
Ayrımcılık Nedir?
Ayrımcılık; bireylerin sahip oldukları cinsiyet, ırk, renk, dil, din, inanç, mezhep, felsefi ve siyasi görüş, engellilik, yaş, etnik köken, medeni hâl gibi özellikleri ve nitelikleri öne sürülerek gerçekleştirilen ön yargılı ve olumsuz davranışlardır. Başka bir anlamda ayrımcılık, isteyerek veya istemeyerek, icrai ya da ihmali biçimde, bir hukuk sisteminde eşit durumda olduğu kabul edilen kişilere, bir hak veya yükümlülükle ilgili olarak, aralarında geçerli bir neden olmaksızın eşit davranılmaması olarak tanımlanabilir. (1)
Ayrımcılık kavramına gerek Anayasa Mahkemesi kararlarında gerekse de AİHM kararlarında değinilmiştir. Şöyle ki; Anayasa Mahkemesi’ne göre ayrımcılık, kişinin kendisiyle benzer durumdaki başka kişilere yapılan muamele ile kendisine yapılan muamele arasında bir farklılığın bulunması ve bu farklılığın meşru bir temeli olmaksızın sırf ırk, renk, cinsiyet, din, dil vb. ayırımcı bir nedene dayanması şeklinde özetlenebilir. (2)
Ayrıca AİHM’e göre ayrımcılık, Sözleşme’nin 14. maddesi bakımından bir muameledeki farklılık, makul ve nesnel bir haklı nedene dayanmıyorsa, bu muamelenin meşru bir amacı bulunmuyorsa ve gerçekleştirilmek istenen amaç ile başvurulan yöntem arasında makul bir orantılılık ilişkisi yoksa ayrımcılık oluşmaktadır. (3)
Sporda Ayrımcılık ve Dünya Derbilerine Yansıması
Bireylerde ve toplumda görülen ayrımcılık eylemlerine spor müsabakalarında da sıklıkla rastlanmaktadır. Hatta bu ayrımcılık temelli fiiller uzun yıllar boyunca devam etmekte ve bir nevi gelenekselleşmiş durumdadır. Irk, renk, din, dil, etnik farklılıklar ve cinsiyet gibi niteliklerde yapılan ayrımcılık fiilleri spor faaliyetlerinde de yoğun bir şekilde yaşanmaktadır.
Glasgow Rangers – Celtic derbisinde, daha çok dini- etnik temellerdeki farklılığın ön planda tutulması söz konusu olmuştur. Glasgow şehrinin iki futbol kulübü arasındaki rekabet 1890’lı yıllarda başlamıştır. Birçok konuda farklı anlayışa sahip iki kulüp daha çok Protestan ve Katolik mezhep farklılığı üzerine şekillenmiştir. Etniklik esnek bir kavram olmakla beraber içerisinde ulusal kökenler, dil, din ve kültürel farklılıklar barındırmaktadır. Söz konusu Glasgow derbisinde ise din ve kültürel temelli etnik farklılıklar söz konusu olmuştur. “Old Firm” olarak adlandırılan bu derbideki rekabet her ne kadar din ve kültürel temelli etnik farklılıklar üzerine oluşmuşsa da bu durumun ayrımcılığın sebep olduğu bir rekabet olduğu açıkça görülmektedir.
River Plate – Boca Juniors rekabetine gelecek olursak; iki takım da Buenos Aires’in yoksul bir mahallesi olan La Boca’da göçmen İtalyanlar tarafından kurulmuştur. Her ne kadar resmi karşılaşmaları 1913’te gerçekleşmiş olsa da bu büyük rekabet 1908 yılındaki karşılaşma ile başlamıştır. River Plate 1935 yılında merkezini daha zengin ve gelişmiş bir bölge niteliğinde olan Núñez’e taşımış ve yoksul mahalle olan La Boca’nın tek temsilcisi Boca Juniors kalmıştır.
Bu durum iki kulüp arasındaki rekabetin temelinde sınıfsal farklılıklar olmasına zemin hazırlamıştır. River Plate, zenginlerin takımı; Boca Juniors ise işçi sınıfının takımı olarak anılmıştır. “Superclasico” olarak da adlandırılan bu derbideki rekabet, sınıfsal farklılıklar temelinde oluşan ayrımcılık sebebiyle uzun yıllardır çekişmeli ve şiddetli bir şekilde geçmiştir. Bu rekabet, saha içinde ve saha dışında olumsuz etkilerini sürekli olarak göstermiştir. Nitekim 1922 yılından beri bu derbi ile ilgili olaylarda yaklaşık 320 insan hayatını kaybetmiştir. Sınıfsal nitelikteki ayrımcılık temeli üzerine kurulan bu rekabetin sonuçları futbolun önüne geçmiş ve oldukça büyük olumsuz sonuçlara yol açmıştır.
Derby della Capitale olarak adlandırılan Lazio ve Roma rekabeti ise daha çok siyasi temellerdeki farklılıklara sahiptir. Lazio kulübü, 1900 yılında İtalyan ordusu mensupları tarafından kurulmuştur. Roma kulübü ise Benito Mussolini tarafından Kuzey İtalya’daki takımların hegemonyasını sona erdirmek amacıyla Roma’da bulunan 3 kulübün birleşmesiyle kurulmuştur.
Lazio kulübü, Roma şehrinin takımı olmasına karşın bu birleşmede yer almamak için adeta direnmiştir. Lazio ile Roma arasındaki rekabet yukarıda bahsettiğimiz üzere siyasi görüş farklılığına dayanmaktadır. Lazio kulübü daha çok sağ görüşlü bir yaklaşım sergilerken Roma kulübünde ise sol hakimiyeti söz konusudur. İki kulüp taraftarları da şiddete çok fazla eğilimli olup sürekli olayların çıkması söz konusu olmuştur. İki kulüp de İtalya’nın en başarılı kulüpleri olmasa da en fazla olay çıkan karşılaşmalardan biri olarak sayılmasına sebep olmaktadır. Ayrımcılık sebeplerinden biri olan siyasi görüş farklılıkları bunun en temel nedenidir.
Real Madrid-Barcelona yani nam-ı diğer El Clasico rekabetinin toplumsal temelleri ise yüzyıllar önce atılmıştır. Madrid’in kökeni Kastilya Krallığı’na; Barcelona’nın kökeni ise Aragon Krallığı’na dayanmakta olup bu iki krallık zamanla birleşmiştir. Zaman içerisinde Katalonya tekrar özerklik kazanmasına rağmen 1714 yılında özerkliğini tamamen kaybetmiştir. Siyasi çekişmelerle dolu bu toplumsal rekabetin futbol ayağı ise ilk olarak 1902 yılında gerçekleştirilen karşılaşma ile atılmıştır.
1930’lu yıllarda başlayan İspanya İç Savaşı, Barcelona-Real Madrid karşılaşmasının önemini daha fazla artırmıştır. Miguel Primo de Rivera ve Francisco Franco’nun diktatörlük döneminde tüm etnik unsurlara karşı baskıcı bir politika izlenmiştir. Bu politika karşısında muhalefetin en büyük simgesi olan FC Barcelona ise “més que un club” (bir kulüpten daha fazlası) adıyla anılmaya başlanmıştır. (4)
Real Madrid’in daha çok İspanya milliyetçilerini ve Krallığı temsil ettiği kabul edilirken Barcelona’nın ise kendilerini İspanyol olarak saymayan Katalan milliyetçilerini simgelediği bilinmektedir. Bu iki kulüp arasındaki rekabet, ulusal kökenleri temelindeki farklılığa dayanmaktadır.
Türkiye Sisteminde Sporda Ayrımcılık
Anayasa’nın 10. maddesi; “Herkes, dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasi düşünce, felsefi inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerle ayırım gözetilmeksizin kanun önünde eşittir. (Ek fıkra: 7/5/2004-5170/1 md.) Kadınlar ve erkekler eşit haklara sahiptir. Devlet, bu eşitliğin yaşama geçmesini sağlamakla yükümlüdür. (Ek cümle: 7/5/2010-5982/1 md.) Bu maksatla alınacak tedbirler eşitlik ilkesine aykırı olarak yorumlanamaz. (Ek fıkra: 7/5/2010-5982/1 md.) Çocuklar, yaşlılar, özürlüler, harp ve vazife şehitlerinin dul ve yetimleri ile malul ve gaziler için alınacak tedbirler eşitlik ilkesine aykırı sayılmaz. Hiçbir kişiye, aileye, zümreye veya sınıfa imtiyaz tanınamaz. Devlet organları ve idare makamları bütün işlemlerinde kanun önünde eşitlik ilkesine uygun olarak hareket etmek zorundadırlar.” şeklinde kanun önünde eşitlik ilkesini içermekte olup ayrımcılık içeren fiiller yasaklanmıştır.
6701 Sayılı Türkiye İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumu Kanunu madde 3/2’ye göre de; “Bu Kanun kapsamında cinsiyet, ırk, renk, dil, din, inanç, mezhep, felsefi ve siyasi görüş, etnik köken, servet, doğum, medeni hâl, sağlık durumu, engellilik ve yaş temellerine dayalı ayrımcılık yasaktır.”
Yine Spor Federasyonlarının Disiplin talimatları çerçevesinde; ırk, dil, din, etnik köken ayrımcılığı ve benzeri bir şekilde ayrımcılık içeren fiilleri gerçekleştiren kişilere uygulanacak yaptırımlar belirtilmiştir. Örneğin; TFF Disiplin Talimatı madde 42’de;
“(1) Irk, dil, din, etnik köken ayrımcılığı veya herhangi bir şekilde ayrımcılık yaparak insanlık onurunu zedeleyen,
(a) Futbolculara 4 ila 8 müsabakadan men cezası,
(b) Kulüp yöneticilerine ise 45 ila 90 gün hak mahrumiyeti cezası ve Süper Lig kulübü
yöneticileri için 26.000.-TL’den 105.000.-TL’ye kadar, 1. Lig kulübü yöneticileri için 13.000.- TL’den 52.000.-TL’ye kadar, 2. Lig kulübü yöneticileri için 10.000.-TL’den 20.000.-TL’ye kadar, 3. Lig kulübü yöneticileri için 6.500.-TL’den 13.000.-TL’ye kadar para cezası,
(c) Görevlilere ve diğer kişilere, 4 ila 8 müsabakada soyunma odasına ve yedek kulübesine giriş yasağı, veya 30 ila 60 gün arasında hak mahrumiyeti cezası, verilir.
(2) Mensupları ve taraftarları 1. fıkrada tanımlanan fiili gerçekleştiren kulüplere ise ayrıca Süper Lig için 65.000.-TL’den 200.000.-TL’ye kadar, 1. Lig için 40.000.-TL’den 100.000.- TL’ye kadar, 2. Lig için 20.000.-TL’den 40.000.-TL’ye kadar, 3. Lig için 10.000.-TL’den 20.000.-TL’ye kadar para cezası verilir.
(3) Ayrıca ihlalin ağırlığına göre veya tekerrür halinde, kulübe bir veya daha fazla müsabakayı seyircisiz oynama, saha kapatma, hükmen mağlubiyet, puan silme ve ihraç gibi ek cezalar da verilebilir.
(4) Müsabaka öncesinde, esnasında ve sonrasında her türlü ideolojik propaganda yapmak yasaktır. Bu yasağa uyulmaması halinde bu maddede belirtilen cezalar uygulanır.” hükümlerine yer verilmiştir.
6222 Sayılı Sporda Şiddet ve Düzensizliğin Önlenmesine Dair Kanun’a baktığımızda ise ayrımcılık içeren fiillere ilişkin yaptırım içeren düzenlemeler görülecektir. İlgili kanunun 14. maddesinin 2. fıkrası “Spor alanlarında toplum kesimlerini din, dil, ırk, etnik köken, cinsiyet veya mezhep farkı gözeterek hakaret oluşturan söz ve davranışlarda bulunan kişi, fiili daha ağır cezayı gerektiren başka bir suç oluşturmadığı takdirde, bir yıldan üç yıla hapis cezası ile Cezalandırılır.” şeklinde düzenlenmiş olup aynı maddenin 3’üncü ve 4’üncü fıkralarında ayrımcılık içeren fiiller ile ilgili yazılı pankart taşınması, asılması, duvarlara yazı yazılması, yazılı, görsel, işitsel veya elektronik kitle iletişim aracıyla işlenmesi halleri de yaptırıma bağlanmıştır. Böylelikle ayrımcılık içeren fiillerin spor alanlarında ve organizasyonlarında gerçekleştirilmesi durumuna hassasiyet ile yaklaşılarak bu fiillerin önüne geçilmesi amaçlanmıştır.
Sonuç
Spor, tüm insanların birçok ortak değerinden yalnızca bir tanesidir. İnsanların ortak değerlerinden biri olmasından hareketle, sporun, insanlar arasında dostluk sağlaması gerekirken tam tersi düşmanlığı had safhaya çıkardığı veya düşmanlıklarının uzun yıllarca devam etmesine sebep olduğu görülmektedir.
Sporun bireye karşı zihni ve bedeni yararlarının yanında toplumda kardeşlik ve dostluğun oluşmasına yönelik amaçları ile Fair Play ruhunun insanlarda oluşturulması amaçları ön planda tutulması gerekir. Futbol asla sadece futbol değildir sözünü bir kenara atarak; olması gereken anlayışın, tüm spor dallarını da içine alacak şekilde, “Spor yalnızca spordur” olarak değiştiği günler görmek temennisiyle.
Av. Fatih Doğan
KAYNAKÇA
- (Yrd. Doç. Dr. Ulaş Karan – Anayasa Yargısı 32 (2015), Bireysel Başvuru Kararlarında Ayrımcılık Yasağı ve Eşitlik İlkesi, sf.237)
- ((AYM, Sadıka Şeker Kararı, B. No. 2013/1948, 23.01.2014)
- ( (Opinion of the European Court of Human Rights on Draft Protocol 12 to the EuropeanConvention on Human Rights, Doc 8606, 5 January 2000, para 5,http://assembly.coe.int/ASP/Doc/XrefViewHTML.asp?FileID=8819&Language=EN(erişim:20.06.2015); AİHM, Case “Relating to Certain Aspects of the Laws on the Useof Languages in Education in Belgium” v. Belgium, Appl. No. 1474/62, 1677/62, 1691/62,1769/63, 1994/63, 2126/64, 23.07.1968, para 10; Marckx v. Belgium, Appl. No. 6833/74,13.06.1979, para 33; Rasmussen v. Denmark, Appl. No. 8777/79, 28.11.1984, para 38.)
- (https://m.sporx.com/futbol/buzz/dunyanin-en-buyuk-25-derbisi-ve-aralarindaki-rekabetinSXGLQ21202SXQ?sira=1)


