Ceza şartı (cezai şart) tüm sözleşmelere olduğu gibi, sporcu sözleşmelerine de konulabilen, sözleşmeye veya sözleşmenin eki düzenleyici işlemlere (yönetmelik, talimat vb.) aykırı davranma halinde uygulanacak yaptırımlara verilen isimdir. Sporcu sözleşmeleri hukuki nitelendirme bakımından sporcuların 4857 sayılı İş Kanunu 4. maddesindeki istisnalar arasında sayılması ve Yargıtay uygulaması bakımından İş Kanunu kapsamında olmayan hizmet (iş) sözleşmeleridir.

2012 yılında yürürlüğe giren 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu kapsamındaki hizmet sözleşmelerinde işçi aleyhine cezai şart uygulayabilme koşulları diğer sözleşmelerden farklı düzenlenmiştir. Bu yazıda sporcu sözleşmelerinde ceza şartı kendine özgü hukuki kuralları çerçevesinde incelenmiştir.

Sporcu Sözleşmesi

Sporcu sözleşmesi; işveren konumundaki kulüp, spor anonim şirketi veya bazı durumlarda spor federasyonu ile işçi durumundaki sporcu arasında düzenlenen temel olarak sporcunun spor faaliyetine katılma, işverenin ise ücret ödeme yükümlülüklerinin bulunduğu taraflar arasında rızaya dayalı ve başkaca yükümlülüklerin eklenebildiği sözleşme türüdür.

Sporcunun kulübü bulunmamasına rağmen özellikle uluslararası spor yarışmalarına katılması maksadıyla spor federasyonu ile sporcu arasında sporcu sözleşmesi imzalanabilmektedir. Örneğin Derya Büyükuncu ile Türkiye Yüzme Federasyonu arasında sporcu sözleşmesi imzalanarak sporcunun birçok spor etkinliğine ve hatta olimpiyatlara katılması sağlanmıştır. Farklı düşünceler bulunmakla birlikte, bir sözleşmenin sporcu sözleşmesi sayılabilmesi için amatör veya profesyonel sporcu olunması önem taşımamaktadır.

4857 sayılı İş Kanunu 4. maddesinde İş Kanunu’na tabi olmayan çeşitli hizmet sözleşmeleri belirtilerek kapsam dışı bırakılmıştır. Bu maddenin g bendinde “sporcu sözleşmeleri” belirtilerek sporcu sözleşmesinin İş Kanunu kapsamında olmayan hizmet sözleşmesi olduğu tartışmaya yer vermeyecek şekilde düzenlenmiştir. Özellikle profesyonel futbolcuların aldığı ücretlerin yüksek olması, her zaman belirli süreye tabi olması, işverene bağımlılığın daha az olması gibi konular gösterilerek sporcu sözleşmesinin bir hizmet sözleşmesi değil, kendine özgü bir iş görme sözleşmesi olduğu şeklinde görüşler mevcut ise de kanun koyucu tarafından yapılmış açık düzenleme karşısında bu tür görüşler “kanuna karşı (contra legem) yorum” olmaktan öteye gidememektedir.

Örneğin Yargıtay 9. Hukuk Dairesi’nin 2010/45651 Esas ve 2010/35814 Karar No’lu Kararında “Sporcular, kulüplerinin (işverenlerinin) gösterdiği yerlerde tespit edilmiş çalışma saatlerine tabi olarak ve işverenin emir ve gözetimi altında antrenman ve müsabakalar yaptıkları ve karşılığında da önceden kararlaştırılmış bir ücret aldıklarına göre kulüpleriyle bağları İŞ SÖZLEŞMESİNE DAYANMAKTADIR. Faaliyetin sporla ilgili oluşu sporcuyla kulüp arasındaki bağın iş ilişkisi sayılmasına engel oluşturmaz.” denilerek açıkça Borçlar Kanunu’nun hizmet akdine ilişkin hükümlerinin uygulanacağı vurgulanmaktadır.

Hizmet sözleşmesinin unsurları 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nda (madde 339) belirtilmiş olup bunlar: 1- İşçinin belirli veya belirsiz süreyle bir iş görmesi, 2-İşverenin zamana veya yapılan işe göre ücret ödemesi 3-İşçinin işverene bağımlı olmasıdır. Sporcu sözleşmesi için değerlendirildiğinde sözleşmenin unsurları: 1- Sporcunun belirli veya belirsiz süreyle spor etkinliğine katılması  2- İşverenin zamana (aylık, haftalık veya sezonluk şeklinde) veya spor faaliyetine göre ücret ödemesi 3- Sporcunun işverene bağımlı olması şeklinde tespit edilmektedir. Bu unsurları kısaca değerlendirmekte fayda görülmektedir.

Spor Etkinliğine Katılma (İş Görme) Unsuru

Sporcu sözleşmesinin düzenlenmesindeki temel amaç bir sporcunun, çoğunlukla bir spor kulübü olan işveren adına spor etkinlikleri, bu kapsamda özellikle spor karşılaşmalarına katılmasıdır. Spor karşılaşmaları rekabetin ön planda olduğu birer yarışmadır. Gerek işveren gerekse sporcunun hedefi bu yarışmada başarı sağlamaktır. Ancak başarı sağlanması sporcu sözleşmelerinde bir şart olarak konulamaz. Çünkü hizmet sözleşmesinde asıl olan başarının değil, spor etkinliğine katılmanın taahhüt edilmesidir. Bu nokta bir “sonucun” taahhüt edildiği eser sözleşmesi ile hizmet sözleşmesini ayırt eden en önemli ölçüttür.

Sporcu sözleşmesinde iş görme borcunun bir parçası olarak, ayrıca bir madde ile sözleşmeye eklenmemiş olsa bile, sporcunun müsabakalar öncesi yapılacak antrenmanlara ve hazırlık kamplarına katılma, müsabakalara gerekli şekilde hazırlanma yükümlülüğü bulunmaktadır. Zira “sportif etkinlik” kavramı yarışma ve müsabakalar ile birlikte hazırlık süreçlerini de kapsamaktadır ve hazırlık sürecine katılmayan sporcunun yarışma veya müsabakada gereği gibi performans gösteremeyeceği tabidir.

Sporcu sözleşmesi belirli bir süreye, müsabakaya veya yarışmaya bağlı olacak şekilde yapılabileceği gibi belirsiz süreli yapılmasının önünde de bir engel yoktur. Uygulamada özelikle futbol branşında transfer süreçleri uluslararası kurallarla belirlenmiş olduğundan en az yarım sezonluk belirli süreli sözleşmeler yapılmaktadır. Sezon uygulaması olan diğer spor branşlarında da benzer durum söz konusudur. Ancak özelikle sezon uygulaması olmayan spor branşlarında belirsiz süreli veya turnuva, şampiyona veya müsabaka bazlı sporcu sözleşmelerine rastlanmaktadır.

İşverenin Ücret Ödeme Unsuru

Spor kulüpleri sportif etkinliklere katılması edimi karşılığında sporcuya bir ücret ödemekle yükümlüdür. Uygulamada çeşitli başarılar kazanılması durumunda sporculara ek ödüller (başarı primi vb) verilmesinin taahhüt edildiği görülmektedir. Bu tür taahhütler kurucu unsur olmamakla beraber, yan edim olarak düzenlenebilir ve doğal olarak geçerlidir. Ancak sözleşmede sportif etkinliklere katılmanın karşılığı ödenecek ücretin çok düşük tutulup şampiyonluk primi, kupa ikramiyesi, galibiyet primi gibi başarıya odaklı ödemelerin yüksek tutulması durumunda ücret miktarına ilişkin sözleşme maddesinin geçersiz olduğu kabul edilerek, kararlaştırılan başarı ödemeleri ve emsal nitelikte sporcu ücreti gözetilerek ödenmesi gereken ücret yetkili yargı organınca tespit edilmelidir.

Bağlılık Unsuru

Sporcu iş görme edimini yani sportif etkinliğe katılma yükümlülüğünü bizzat ve işveren adına işverenin otoritesi altında ve verdiği talimatlara göre yerine getirmek zorundadır. Sporcu sözleşmelerinde bağlılık unsuru göreceli olarak daha zayıftır. Diğer birçok hizmet sözleşmesinde işveren iş görme sürecinin tamamında işçinin yapacağı/yapması gereken işlemlere yönelik talimat verebilir ve bu sürecin talimata harfiyen uygun şekilde yerine getirilmesini talep edebilir.

Örneğin bir otomobil fabrikasında işçi olarak çalışan teknisyenin üretilen otomobilin hangi parçasının hangi üretim aşamasında hangi araç ve gereçler kullanılarak otomobile monte edilmesi gerektiği yönünde işverenin verdiği talimatlara harfiyen uyması beklenir. Ancak örneğin profesyonel futbolcu sözleşmesinde futbolcunun, basketbol sporcu sözleşmesinde basketbolcunun müsabakanın devamı sırasında sahanın hangi alanında hangi hamleyi yapması gerektiği önceden kesin olarak öngörülemez, sporcunun duruma ve müsabakanın gidişine göre antrenör/teknik direktörün talimatına göre kendi becerisini düşünerek inisiyatif alarak hareket etmesi beklenir. Ancak yine de sporcunun oyuna girmesi, oyundan çıkması gibi kesin talimatlara ve ilgili oyunun sportif kurallarına tartışmasız uyması gerekmektedir.

Ceza Şartı (Cezai Şart, Ceza Koşulu) Kavramı

Ceza şartı veya cezai şart, bir sözleşmedeki yükümlülüklere aykırı davranılması (yükümlülüklerin hiç veya gereği gibi yerine getirilmemesi) durumunda aykırılığı gerçekleştiren tarafın çoğunlukla belirli veya belirlenebilir miktarda bir para ödenmesi şeklinde yapması gereken edimlerin düzenlendiği sözleşme maddeleridir. Buna göre sözleşmeye aykırı davranış nedeniyle karşı tarafın bu sözleşmeye aykırılık nedeniyle zarara uğradığını ispat etmesine gerek olmaksızın talep edebileceği veya doğrudan uygulayabileceği edimlerdir. Cezai şartın amacı yükümlenilen edimin sözleşme veya taraflarca uygulanması kabul edilen kurallara uygun şekilde yerine getirilmesini ve kurallara aykırı davranmaktan kaçınmasını sağlamaktır.

Kavramın isminde yer alan “ceza” ibaresi, doğal olarak Ceza Hukuku anlamında bir yaptırım değil, Medeni Hukuk kapsamında bir yaptırıma işaret etmektedir. “Şart” ibaresi ise “sözleşme maddesi” anlamına gelmektedir.

Cezai şart genel olarak iki şekilde kararlaştırılabilmektedir: 1-İfa yerine cezai şart 2-İfa ile birlikte istenebilen cezai şart (ifaya eklenen cezai şart).

Sözleşmeye ifa yerine cezai şart konulmuş ise talep hakkı olan taraf sözleşmeye aykırı davranan taraftan, asıl yapılması istenen şeyi tamamen bırakıp cezai şart olarak kararlaştırılmış edimin yerine getirilmesini isteme veya doğrudan uygulama hakkına sahip olur. Eğer sözleşmeye konulmuş olan cezai şart kararlaştırılan yükümlülüğün sonradan sözleşmeye uygun olarak yerine getirilmesine izin veriyorsa ifa ile birlikte istenebilen (ifaya eklenen) cezai şart söz konusu olmaktadır.

Tacir kişiler arasındaki sözleşmelerde yer alan cezai şartlar bir tarafın iflasını gerektirecek kadar ağır olmadıkça yargı organları tarafından kaldırılamaz veya eksiltilemez. Zira Türk Ticaret Kanunu uyarınca tacirlerin basiretli davranma yükümlülükleri vardır. Ancak diğer sözleşmelerde yer alan tarafların karşılıklı edimlerine göre ağır nitelikteki cezai şartlar yargı organlarınca tamamen kaldırılabilir veya hafifletilebilir.

Cezai şart fer’i (ikincil) nitelikte bir hak olup asıl borca bağlı niteliktedir. Aksi sözleşmede açıkça kararlaştırılmadıkça, hak sahibi tarafça sözleşmenin feshedilmesi veya hükümsüz kalması durumunda cezai şartın uygulanması talep edilememekte veya doğrudan uygulanamamaktadır.

Örneğin bir futbolcusuna antrenmana geç kalma ve kırmızı kart görme nedenleriyle cezai şart niteliğinde para cezası uygulama hakkı olan spor kulübü, başka bir kulüp ile anlaşarak sözleşmeyi feshettikten ve transfer gerçekleştikten sonra o futbolcudan para cezalarını ödemesini isteyemez. Aynı şekilde, futbolcunun kulüpten alacağı varsa transferden (yani sözleşme sona erdikten) sonra cezai şart ileri sürülerek para cezası kesip o futbolcunun alacaklarından mahsup edilmeye çalışılması hukuken mümkün değildir.

Sporcu sözleşmelerine konulan cezai şart maddelerine bakıldığında her iki türde cezai şarta da rastlanmaktadır. İfa yerine cezai şart genellikle transfer dönemi öncesinde “protokol” başlığıyla imzalanan ön sözleşmelerde yer almaktadır. Bu sözleşmelerde yer alan sporcunun başka bir kulübe transfer olması halinde belli miktar para ödemesini öngören sözleşme maddeleri ifa yerine geçen cezai şart niteliğindedir.

Örneğin 2011 yılında 17 yaşındaki Hakan Çalhanoğlu ve ailesi ile Trabzonspor arasında ön sözleşme imzalanmış, bu sözleşmeye “sözleşmeyi bozan 1 milyon Euro tazminat öder” şeklinde cezai şart öder şeklinde madde konulmuştur. Sözleşmeden bir yıl sonra Hakan Çalhanoğlu’nun kulübü Karlsruher SC ile sözleşme yenilemesi üzerine hem bu parayı ödemek zorunda kalmış hem de FIFA tarafından 4 ay süreyle futboldan men edilmiştir. (4 aylık men cezası, cezai şart nedeniyle değil, FIFA transfer kurallarına aykırılık nedeniyle verilmiştir.)

Sporcularla yapılan sözleşmelerde yer alan antrenmana geç kalma, basına izinsiz açıklamada bulunma, müsabakaya çıkmama gibi durumlar için para cezası ödeneceğinin öngörülmesi ifaya eklenen cezai şart niteliğindedir. Aynı şekilde sözleşmedeki (veya sportif düzenlemelerdeki) yükümlülüklere aykırı davranışlar halinde para cezası, ödül kesme, sağlanmış olan ayrıcalıkların (özel araba, ev, uçak bileti vb.) azaltılması veya geri alınması gibi yaptırımlara yer veren disiplin yönetmeliği/disiplin talimatının uygulanacağını öngören sözleşme maddeleri de ifaya eklenen cezai şart niteliğinde olup sporcunun kulübün talimatları doğrultusunda sportif etkinliklere katılma yükümlülüğü devam etmektedir.

Hizmet Sözleşmelerinde Cezai Şart

Hizmet sözleşmelerinde yer verilecek ceza şartına ilişkin olarak 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu 420. maddesinde düzenleme yapılmıştır:  “Hizmet sözleşmelerine sadece işçi aleyhine konulan ceza koşulu geçersizdir.” Bu hüküm açıkça görülebileceği üzere, daha önceki uygulamalara tepki olarak, işveren karşısında ekonomik olarak daha güçsüz durumda olan ve işverenin otoritesi altında iş görmek zorunda olan işçileri korumak adına getirilmiştir.

Yargı uygulamasında hizmet sözleşmesinde cezai şart öngörülmüşse işçi ve işveren aleyhinde getirilen cezai şartlar karşılaştırılmakta, işçi aleyhine yapılan düzenlemenin işveren aleyhine yapılan düzenlemeden daha ağır koşullar ve daha ağır ceza miktarı içermesi durumunda işçi aleyhine cezai şartın kısmen geçersiz olduğu, işveren aleyhine yapılan cezai şart düzenlemesi koşul ve miktarına kadar geçerli olduğu sonucuna varılmaktadır.

Yargı uygulamaları ve öğretideki yazarların görüşleri doğrultusunda hizmet sözleşmeleri açısından cezai şartın geçerli olabilmesi 1- kanuni ve idari düzenlemelere ve genel ahlak kuralların uygun olması, 2- kişilik haklarını zedelememesi, 3-işçi ve işveren açısından karşılıklı olması, 4- işçinin sözleşmedeki yararı, sözleşmeye aykırı davranış nedeniyle uğranılan zarar, işçinin kusuru kıstasları değerlendirilerek ölçülü ve hakkaniyete uygun olması, 5- taraflarca imzalanmış geçerli bir sözleşme bulunması koşullarının bir arada bulunmasına bağlıdır.

4857 sayılı İş Kanunu 38. maddesinde işçi hakkında ücret kesme cezasının uygulanabilme koşulları düzenlenmiştir. İş Kanunu’na tabi işyerleri ile 50’den az sayıda çalışanı bulunan tarım işyerlerinde ve Esnaf ve Sanatkarlar Kanunu’na tabi 3 kişiye kadar çalışanı olan işyerleri için de bu düzenleme geçerlidir (İş Kanunu Madde 113). Anılan düzenlemeye göre “İşveren toplu sözleşme veya iş sözleşmelerinde gösterilmiş olan sebepler dışında işçiye ücret kesme cezası veremez.”

Yine aynı madde uyarınca bir ay içinde en fazla iki günlük ücret tutarınca ücret kesme cezası verilebilir ve ücret kesme cezası verilen işçiye derhal sebepleriyle bildirimde bulunulması zorunludur. Ayrıca işveren tarafından kesilen ceza tutarları Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı tarafından belirlenmiş olan banka hesabına iletilmek zorunludur. Yani işverenin ücret kesme cezası vererek ödeme yapmaktan kurtulması veya işçinin alacağından ceza tutarını düşmesi mümkün değildir.

Ücret kesme cezasına ilişkin İş Kanunu’nda yer alan bu hükümler, sporcular kapsam dışında olduğu için sporcu sözleşmeleri bakımından uygulama alanı bulmamaktadır.

Sporcu Sözleşmelerindeki Cezai Şartların Durumu

Sporcu sözleşmeleri belirttiğimiz üzere hukuki sınıflandırma bakımından “hizmet sözleşmesi” niteliğinde olduğundan Türk Borçlar Kanunu 420. maddesinde yer alan sadece işçi aleyhine konulan cezai şartın geçersiz olduğu hükmünün sporcular bakımından da uygulanması gerekmektedir.

Özellikle büyük ve kurumsal spor kulüplerinin tarafı olduğu sporcu sözleşmelerinde sporcular hakkında doğrudan cezai şart maddeleri konulduğu kulüp disiplin yönetmeliği veya talimatının uygulanacağı belirtilmek suretiyle cezai şart niteliğinde disiplin yaptırımı düzenlemeleri de yapılmaktadır. Buna karşın bazı sözleşmelere konulan ödemenin gecikmesi halinde belli oranda gecikme faizi de ödeneceği ve sporcunun müsabakaya çıkmayabileceği şeklinde düzenlemeler dışında sporcu sözleşmelerinin hemen hiçbirinde kulüpler hakkında cezai şart konulmamaktadır.

Uygulamada bazı yargı organlarınca Türk Borçlar Kanunu 420. maddesi açık hükmüne rağmen sporcu sözleşmelerindeki sporcular aleyhindeki tek taraflı cezai şart maddelerinin geçerli olduğuna karar verildiği görülmektedir. Örneğin bir spor kulübü tarafından açılmış davada yüzücü olan davalı ile akdedilmiş sporcu sözleşmesinde yer alan mahkeme tarafından “Sporcu bu taahhüdüne aykırı hareket ettiği ve sözleşmesini tek taraflı olarak feshettiği takdirde, kulüp tarafından kendisine ödenmiş olan ücretlerin toplamını yetiştirme ve geliştirme masraflarını tazminat olarak ödemeyi kabul ve taahhüt eder.” Şeklindeki maddenin cezai şart niteliğinde olduğu kabul edilmiş, ancak sadece sporcu aleyhine düzenlenmiş olmasına rağmen madde geçerli kabul edilerek hüküm kurulmuştur.

Esasen işveren konumundaki kulüpler hakkında cezai şart düzenlemesi yapılacak çok fazla konu bulunmamaktadır. Ücret, prim, ikramiye ödemelerinde gecikme, antrenman koşulları sağlamama, transfer ve konaklama gereklerini yerine getirmeme, sporcu aleyhine basın açıklaması yapma, sözleşmede düzenlenen diğer yan edimleri yerine getirmeme akla gelebilecek cezai şart uygulanabilecek konular olarak akla gelmektedir.

Sonuç

Sporcu sözleşmeleri hukuken hizmet sözleşmesi olması nedeniyle Türk Borçlar Kanunu 420. maddesi uyarınca yalnız sporcu aleyhine düzenlenmiş cezai şart hükümleri geçersizdir. Bununla birlikte sporda disiplinin sağlanabilmesi için disiplin ihlallerine karşılık ücret kesme, ödül veya sağlanan ayrıcalıklardan mahrum bırakma gibi disiplin yaptırımların uygulanabilmesi gerekmektedir. Bu nedenle sporcu sözleşmelerine cezai şart maddeleri konulurken karşılıklılık ilkesine uygun olacak şekilde sporcu ile birlikte kulüp hakkında da cezai şart maddelerinin konulması gerekmektedir.

Av. Yusuf KARA