Spor müsabakalarında meydana gelen hukuka aykırı fiillerden doğan sorumluluk, kaynağının bir sözleşmeden doğmamasının etkisiyle, haksız fiilden doğan sorumluluktur. Bu haksız fiiller incelenirken hukuka uygunluk nedenleri de göz önüne alınmalıdır. Haksız fiil sorumluluğunda ayrıca dikkat ve özen yükümlülüğü de önem teşkil etmektedir. Bu incelemenin temelinde oyun kuralları dikkate alınmalıdır. Oyun kurallarına uygun hareket eden oyuncunun haksız fiilden sorumlu tutulmayacağı açıktır. Aynı zamanda sporcunun eylemlerinden doğan zararın ceza hukuku çerçevesinde kasta ilişkin incelenmesi de gerekmektedir.
Sportif Faaliyetlerden Doğan Zararın Hukuki Niteliği
Spor, önceden belirlenmiş kurallar dâhilinde yapılan, yarışma ve eğlenceye dayalı olarak ve/veya maddi bir karşılık için yapılan bedensel veya zihinsel harekettir. [i]Spor müsabakalarının kurallara uygun olarak yapılması gerekir. Oyun kurallarına uygun olarak yapılan müsabakalarda gerçekleşen yaralanma ve ölüm gibi olaylarda sporcunun eylemlerinden doğan zarara ilişkin hukuki ve cezai sorumluluğu incelenmelidir.
Bu bağlamda Türk Borçlar Kanunu (“TBK”) 49. Maddede yer alan ‘Haksız Fiil’ sorumluluğundan bahsedilebilir. Haksız fiilden doğan sorumluluğa ilişkin bir fiilin haksız fiil sayılmasının unsurları ve hukuka uygunluk nedenleri incelenmelidir. Sportif faaliyetlerde zararı göze alma ve riski kabul etme durumları, sportif faaliyetlerin doğasında olması, oyun kurallarına uyulması ve gerekli dikkat, özenin gösterilmesi çerçevesinde değerlendirilmelidir.
Oyun kurallarına, dikkat ve özen yükümlülüklerine aykırı veya kasten hareket edilen durumlarda sporcunun eylemlerinden sorumlu tutulması mümkündür. Bu kapsamda spor faaliyetlerinden doğan zarar hem özel hukuk hem de ceza hukuku açısından değerlendirilmelidir.
Sportif Faaliyetlerden Doğan Zararın Haksız Fiil Sorumluluğu Çerçevesinde Değerlendirilmesi
Hukukumuzda haksız fiil kavramı TBK m. 49 ve devamında düzenlenmiştir. Hukuk kurallarına aykırı bir şekilde zararın meydana gelmesine neden olan eylemler haksız fiil olarak nitelendirilebilir.
Haksız fiilin unsurları: Fiil, zarar, hukuka aykırılık, kusur ve illiyet bağıdır. Bu unsurları içeren haksız filden doğan hukuka aykırı, sözleşme dışı zararın giderilmesi haksız fiil sorumluluğudur. Sportif faaliyetlerde sporcular arasında sözleşme ilişkisi bulunmamaktadır. Burada sporcuların sorumluluklarına ilişkin olarak haksız fiil hükümleri uygulanır. Sportif faaliyetlerden doğan eylemlerin haksız fiile sebep olabilmesi için o spor dalının kurallarına aykırı bir hareketin gerçekleşmesi gerekir.
Her Spor Dalında Zarar Kavramı Ayrıca Değerlendirilmelidir
Haksız fiilden söz edilebilmesi için gerekli en önemli unsurlardan birisi zarardır. Spor faaliyetlerinde zarardan kasıt sporcunun şahıs varlığında iradesi dışında bir eksilme olmasıdır. Zarardan söz edilebilmesi için bu zararın oyun kurallarına aykırı meydana gelmiş olması gerekmektedir.
Her spor dalı kendisine has özelliklere ve kurallara sahiptir. Bu nedenle her spor dalı için zarar kavramı birbirinden ayrı olarak değerlendirilmelidir. Örneğin boks sporu ile golf sporunda meydana gelecek zararların haksız fiil kabul edilip edilmeyeceği aynı ölçütlerle belirlenemez. Sporun icrası gereği karşılıklı fiziksel şiddet içeren boks sporunda zarar kavramı, tarafların birbirine fiziksel temasını gerektirmeyen bir spor olan golftan çok daha farklıdır.
Haksız fiilin sorumluluğunda fiilin hukuka aykırılığı bu fiilin genel davranış kurallarını ihmal etmesi demektir. [ii]Hukuka aykırı eylemlerde sorumluluktan söz edilmemesi hukuka uygunluk nedenlerinin bulunmasına bağlıdır.
Spor hukukuna özgü hukuka uygunluk nedenleri ayrıca düzenlenmemiştir. Bu yüzden hangi hallerin hukuka uygunluk nedeni olarak değerlendirilmesi gerektiği TBK ve TMK hükümleri çerçevesinde incelenecektir.[iii]
Sporcu kurallara uygun hareket ettiğinde zarara sebep olsa bile bu zarardan sorumluluk söz konusu olmayacaktır. Oyun kurallarına uygun hareket edilmesi nedeniyle eylem hukuka uygun kabul edilir.
Mağdurun rızası bir hukuka uygunluk nedenidir. Kendi rızası ile bir sportif faaliyete katılan ve bu faaliyetin işleyişinde oyun kurallarına uygun hareket edilirken zarara uğrayan bir kişinin bu zararı haksız fiil çerçevesinde değerlendirip karşı tarafı sorumlu tutması mümkün değildir. Doktrinde “Zararı Göze Alarak Katılım” ve “Kabul Edilen Risk” şeklinde de adlandırılan bu durumun spor hukukunda meydana gelen haksız fiillerde hukuka uygunluk nedeni olarak uygulanabilmesi için zararın kaynağının sporun doğasında olması ve kurallara uyulması gerekir.
Sporun kapsamını aşan ve o sporun kurallarına aykırı hareket edilmesinden doğan zararda kabul edilen riske dayanarak haksız fiilden sorumlu olunmadığı iddia edilemez. Spor faaliyetlerinde, sporcular oyun kuralları içerisinde birbirlerine müdahaleyi oyunun doğasına uyduğu şekliyle kabul etmiş sayılır. Bu durumdan kasıt spor faaliyetlerinden uzakta bir hareketle yapılan ve oyunun doğasında olmayan eylemleri de kabul anlamına gelmemektedir. Örneğin basketbolda bir oyuncunun bir başka oyuncunun sayı yapmasını engellemek için yaptığı blok hareketi sonucunda oyuncunun gördüğü zarar kabul edilen risk çerçevesinde değerlendirilebilecekken, sayıya engel olmak niyetinde olamadan ve yüze kasten vurmak veya yumruk atmak gibi sporun doğasında olamayan hareketlerle yapılan müdahaleler kabul edilen risk olarak değerlendirilmemelidir.
Meydana gelen zararın kabul edilen risk kapsamında değerlendirilebilmesi için katılımcı sporunun gerekli tüm dikkat ve özeni göstermesi gerekmektedir.[iv]
Spor Oyunlarında Kusur ve Kast
Haksız fiil kavramının değerlendirilmesinde önemli olan bir diğer unsur kusurdur. Sorumluluğun kapsamının değerlendirilebilmesi için kusurun derecesinin incelenmesi gerekir. Sporcuların haksız fiillerden doğan sorumluluğu kusur sorumluluğudur.
Kusur kavramı kast ve ihmal olarak ikiye ayrılır. Kast, bir hukuka aykırı fiilin sonuçlarını bilerek meydana getirilmesidir. İhmal ise gerekli tüm dikkat ve özen yükümlülüklerinin yerine getirilmemesi suretiyle bir hukuka aykırı fiilin işlenmesi ya da önlenmemesidir. Sporcunun oyun kurallarına aykırı bilip isteyerek yapılan hareketi sonucunda doğan zarardan, kastın varlığı nedeniyle hukuki sorumluluğu söz konusudur.
Sporcuların oyun içerisinde sonuçları bilip isteyerek gerçekleştirdikleri hukuka aykırı eylemlerde kast söz konusudur. Kastın varlığı kusur sorumluluğunun doğduğunun da göstergesidir. Fakat burada ayrıca belirtilmelidir ki, bir sporcunun oyunun içinde olmaksızın yaptığı eylemlerinde kast ve taksir incelenmesi sporun doğasına bağlı olarak kabul edilen risk çerçevesinde değerlendirilmeyecektir. Sporcuların oyunun içinde olmayan hareketler ile veya oyun anı dışında verdikleri zararlardan sorumluluğu kabul edilen riskin kapsamında değildir.
Sporcu ihlal ettiği kuralın varlığını bilmese de oyun kurallarına aykırı gerçekleştirdiği eylemlerinden sorumludur. Örneğin bir voleybol maçında fileyi geçerek karşı tarafın yarı sahasına giren bir oyuncunun bu alanda bir başka oyuncuya zarar vermesi durumunda oyunun kurallarına aykırı harekete ettiğini bilmediği iddiası ile sorumsuzluk için yeterli kabul edilmemelidir. Nitekim voleybolda oyunun etkisi ile fileyi geçip karşı sahaya geçilme durumu haricinde karşı tarafa geçilmesi oyunun temel kurallarından biridir. Bu kuralın bilinmediği iddiası ile hukuki sorumluluktan kurtulmak mümkün değildir.
Yine bir başka örnek olarak kayak turnuvasında rakibinin takımını kırarak onu saf dışı bırakan ve kırık takımın etkisiyle onun yaralanmasına sebep olan sporcu bu kasti hareketinden sorumludur.
Sporcuların haksız fiillerinden doğan kusuru belirlemede dikkate alınması gereken bazı ölçütler vardır. Bunlar:
- Oyun doğası
- Oyun kuralları
- Profesyonel-Amatör sporcu ayrımı
- Sporcunun özellikleri’ dir.
Bir spor müsabakasında inceleme yaparken bu sporun kendine özgü yapısını, oyunun doğasını, kurallarını, işleyiş şeklini, sporcunun özelliklerini ve bu sporu hangi düzeyde icra ettiğini değerlendirmek gerektiği açıktır. Nitekim her sporun kendine ait bir yapısı vardır.
Oyun kurallarına uygun, oyunun doğasında olan hareketlerin sebebiyet verdiği zararlardan sporcunun sorumlu tutulamayacağını daha önce de belirtmiştik. Fakat sporcunun eylemlerinden doğan sorumluluğunun ihmal çerçevesinde değerlendirilmesinin gerekliliği de açıktır.
Amatör-Profesyonel Sporcu Olmanın Fiillerin Hukuki Niteliğine Etkisi
Sporcunun ihmalinin tespitinde yaş, deneyim, cinsiyet gibi faktörler önem taşımaktadır. Oyun kurallarına uyan bir sporcu dikkat ve özen yükümlülüğünü yerine getirmiştir. Fakat bu değerlendirmenin her sporcu için ayrı ayrı yapılması gerekir. Sporcular kendi özelliklerine göre onlardan beklenen ölçüde dikkat ve özeni göstermekle yükümlüdür.
Amatör ve profesyonel sporcularda kast ve ihmale ilişkin ayrım yapılıp yapılmayacağı bir tartışma konusudur. Amatör sporcu, profesyonel manada maddi kazanç sağlamak amacı olmaksızın bir sporu sevdiği için yapan kişidir. Profesyonel sporcu ise sporu, maddi kazanç sağlamak amacı ile bir organizasyona bağlı, meslek olarak icra eden sporcudur.
Amatörlük ve profesyonellik arasındaki en büyük fark sporun meslek olarak icra edilip edilmediğidir. Amatör sporcular bir sporu meslek olarak yapmazken yine de bu spordan gelir elde etseler dahi profesyonel sayılmaz.
Spor müsabakalarında sporcuların amatör veya profesyonel olmasının kast ile işlenen fiiller açısından bir etkisi yoktur. Amatörlük-Profesyonellik ayrımı ihmal ile işlenen fiillerdeki kusurun ayırt edilmesi için önemlidir. Bu konuya ilişkin bir görüş bir sporu profesyonel veya amatör olarak icra edilmesinin hukuki sorumluluğa yönelik bir fark yaratmadığı yönündedir.
Bir başka görüşe göre profesyonel sporcuların sorumluluğunun daha ağır olduğu ve amatör sporcularla aynı şekilde değerlendirme yapılmaması gerektiği yönündedir. Bu görüşe göre sporcunun ihmali davranışlarından doğan zarara yönelik hukuki sorumluluğunun söz konusu olabilmesi için yaş, deneyim, cinsiyet vb. açılardan yapılan değerlendirmede sporu amatör veya profesyonel seviyede icra edip etmediği de bulunmaktadır.
Profesyonel sporcular icra ettikleri sporda amatör sporculara göre daha dikkatli ve özenli olmalıdır. Nitekim Ertaş-Petek bu konuda profesyonel sporcuların hukuki sorumluluklarından bahsedilmesi için hafif ihmali yeterli bulurken amatör sporcular için ağır ihmalin gerekli olduğunu vurgulamıştır.[v]
İhmalin değerlendirilmesinin sadece kurallar üzerinden yapılması doğru olmaz. Anlaşılabilir kural dışı sapma, örneğin bir futbol maçında aynı anda topa doğru hareket eden bir sporcunun diğerini durdurmaya çalışırken aştığı sınır oyunun doğasında ise hukuki sorumluluk doğmamaktadır. Fakat bu durum oyun kültüründe süregelen kötü alışkanlıkların göz ardı edilmesi demek değildir.
Sportif Faaliyetlerden Doğan Zararın Cezai Sorumluluk Çerçevesinde Değerlendirilmesi
Spor müsabakalarında gerçekleşen zararın özel hukuk açısından değerlendirilmesini yaptık. Bu zarar aynı zamanda Ceza Hukuku açısından da değerlendirilmelidir.
Bahsedildiği üzere spor müsabakalarındaki hareketler genel olarak hukuka uygun kabul edilmektedir. Bir müsabakadaki fiilin suça sebebiyet vermesi için sadece fiilden doğan zararın olması yeterli değildir.
Çoğu spor dalında yaralanmalar oyunun doğasından gelir, hukuka uygundur. Bu yaralanmaların suç teşkil edebilmesi için oyun kurallarına ve hukuka kurallarına aykırı olması gerekir. Burada en önemli etken hareketleri kastın varlığıdır. Spor müsabakalarında kasten olmayan yaralanmalarda suçun varlığından söz edilemez.
Kastın varlığı durumunda oyun kurallarına aykırı eylem sırasında teşkil eder. Örneğin bir hentbol maçında rakibiyle aynı anda topa ulaşmaya çalışan oyuncunun rakibine tekme atarak onu düşürmesi suç teşkil eder. Tekme atarak rakibi düşürmek hentbol kurallarına aykırıdır. Fakat aynı örnekte bir sporcunun diğerine kast olmaksızın aynı anda hareket etmenin etkisiyle tekme atmak suç oluşturmaz. Burada tekme hareketi oyun kurallarına aykırı olsa da kasten yapılmamıştır, oyunun doğasında bu tür durumların gerçekleşebileceği anlaşılmaktadır.
Cebre dayalı olmayan sporlarda bu değerlendirme daha kolay yapılırken boks, karate, güreş gibi skorlarla hareketin kasti olup olmadığının anlaşılması daha zordur.
Hukuk düzenimiz “Niyet Okuma” algısını kabul etmez. Fakat cebre dayalı sporlarda yaralanma ve sakatlanmalar incelenirken uygulanacak kıstaslar niyet okumaya benzer görünebilir. İspatını başka türlü mümkün olmaması dolayısıyla başvurulmuş bu yollar kastın aşılması ve husumet incelenmelidir.
Cebri sporlarda vücut bütünlüğüne zarar verilmesi, oyun kurallarına uygun hareketlerle gerçekleşmesi halinde kabul edilen risk çerçevesinde değerlendirilir, hukuki sorumluluk doğurmaz ve suç teşkil etmez.
Fakat kural dışı hareketlerle (örneğin boksa nakavt olmuş rakibe vurmaya devam etmek) kastın aşılması durumunda suçun varlığı söz konusu olabilir. Yine güreşte pes ettiğini belirten bir sporcuya durmadan şiddet uygulanmaya devam edilmesinde kastın aşıldığı görülebilir. Nitekim burada artık oyunu kazanma niyetiyle kurallar dahilinde hareket edildiği söylenemez.
Cebre dayalı sporlarda kastın takdiri için bir diğer yol ise taraflar arası husumet olup olmadığıdır. Husumeti etkisiyle rakibe karşı kurallara uygun veya aykırı hareketlerde suç oluşma ihtimali vardır. Fakat tektir belirtilmelidir ki bu yöntem ile yapılan tespit çok sağlıklı olmayacaktır.
Sonuç
Spor müsabakalarında meydana gelen zarardan sorumluluk haksız fiil sorumluluğu olarak değerlendirilebilir. Fakat bu haksız fiiller incelenirken hukuka uygunluk nedenleri dikkate alınmalıdır. Spor hukukunda “Kabul edilen risk” ve “Mağdurun rızası” haksız fiillerden doğan zarara ilişkim hukuka uygunluk nedeni teşkil etmektedir.
Zarardan sorumluluktan söz edilebilmesi için haksız fiil unsurları olan fiil, zarar, hukuka aykırılık, kusur ve illiyet bağının olması gerekiyor. Zarar kavramı her spor için ayrı ayrı değerlendirilmelidir.
Hukuka aykırılık konusuna ilişkin kabul edilen risk çerçevesinde kurallara uygun hareket edilen durumlarda sorumluluğun oluşmayacağı açıktır.
Kusur sorumluluğunun meydana gelmesi için yapılan incelemede sporcunun eyleminin kasti mi ihmali mi olduğu önemlidir. Kastın söz konusu olduğu durumlarda sorumluluk da söz konusudur. İhmalin tespitinde ise sporcunun özellikleri, oyunun doğası ve oyun kuralları önem arz eder. Oyuncular kurallara uygun hareketlerinden, onlardan beklenen dikkat ve özeni gösterdikleri takdirde sorumlu değildir.
Müsabakalarda olan zarara ilişkin ceza hukuku açısından da inceleme yapılmalıdır.
Bir müsabakadaki fiilin suça sebebiyet vermesi için zararın gerçekleşmesi yeterli değildir. Bu fiilin kasti olması gerekmektedir. Oyun kurallarına aykırı eylem kast varsa suç teşkil eder.
Bu konuda inceleme yapmak cebre dayanmayan sporlarda daha kolaydır. Fakat cebre dayalı sporlarda kastın belirlenmesi daha zordur. İnceleme yapılırken niyet okumamaya dikkat edilmelidir.
Spor müsabakalarında gerçekleşen zararın haksız fiil sorumluluğu ve cezai sorumluluk açısından değerlendirilmesi kolay değildir. Her somut olayın kendi içerisinde özellikleri ve koşulları dikkate alınarak incelenmesi gerekmektedir. Her spor dalının bir diğerinden farklı kurallara, oyun kültüründe sahip olduğu unutulmamalıdır.
Selinsu KÜLÜK
[i] ÇAĞLAYAN Ramazan, Spor Hukuku, Asil Yayın Dağıtım, Ankara 2007
[ii] OĞUZMAN-ÖZ, Borçlar Hukuku Genel Hükümler, Vedat Kitapçılık, İstanbul 2018 Cilt 2, s. 14.
[iii] SERT, Selin, “Spor Faaliyetleri Sebebiyle Meydana Gelen Sakatlanmaların Haksız Fiil Değerlendirilip Değerlendirilmeyeceği Meselesi” Ankara Barosu Spor Hukuku Kurulu “Av. Akın Ataksoy Armağanı”
[iv] ŞİMŞEK, Alparslan, “Spor Müsabakalarında Meydana Gelen Bedensel Zararlarda Sporcunun Dikkat ve Özen Yükümlülüğü”, TBB Dergisi
[v] ERTAŞ, PETEK “Spor Hukuku”, Kasım 2017, Yetkin Yayınları


